Tarihin en detaylı inceleme yazılarından birine imza atmak için anlatıma başlıyorum ( beklentiyi yükseltmem gerekiyor yoksa okunmaz).

Aracımız 1.5 tdci (dizel) 75 beygir (55 kW) ford Fiesta. Bu araçtan 2 tanesine sahip oldum. Birincisi 2013 model titanyum x diğeri 2016 titanyum esp modeli. İlk aracım mavi renkliydi ve ruhsatta şeker mavi diye geçiyordu. Ford mavisi diye geçen renkten bir kaç ton daha açık ve parlak olan. İkincisi ise standart gri renk.

Bu aracın platform kardeşi olan courier olduğu için yazılanların bir çoğu o aracı da kapsamış olacak.

Arabanın dışından başlayıp içine doğru bir anlatım yapmaya çalışacağım.

İlk olarak rengin getirdiği avantaj ve dezavantajlardan başlayalım. Mavi olan yıkandığında ben buradayım diyordu. Kirliyken de dikkat çekiyordu o ayrı tabi. Gri ise temiz kirli pek farketmiyor genel görünüş olarak temiz duruyor. Yıkama maliyeti olarak gri almak daha mantıklı görünüyor. Mavi rengin bir diğer dezavantajı kuşların gazabına uğramak açısından şanssız olması. Park ettiğim yerlerde sağımda solumda araçlar olmasın rağmen kuşların ihtiyacına çözüm olan hep benim arabam oluyordu. Bu pisliklere çok hızlı çözüm üretilmediği takdirde renkte açılmalar meydana geliyordu. Gri olanda böyle bir sorun yaşamadım.

Kaza durumunda gri rengi tutturmak maviye göre daha basit olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Herhangi bir mavi için değil bu aracın rengi için konuşuyorum. Renk konusunda ekspertiz zamanı arka spoilerin mikron değeri aracın genel yapısına göre bazen iki kat olarak çıkabiliyor. Aracı kazalı olarak sınıflanmadan önce iyice detaylı kontrol edilmesi gerekiyor.

Yan aynalar küçük. Bazen şerit değiştirirken eğilip açınızı genişletip çevre kontrolü yapmanız gerekiyor. Dolu paket bile olsa ısıtmalı ve katlanır yan ayna olmuyor maalesef. Gündüz ledleri standart olarak geliyor. Farlar halojen olarak geliyor ama mercekli olduğu için kaliteli bir led kullandığınızda karşıdan gelen insanları kör etmeden yolculuk yapabiliyorsunuz. Far demişken aydınlatma konusu orta seviyede. Arka lambalara gelirsek iki modelde de halojen ışıklandırma var tek bir farkla 2016 olanda fren lambası ledli. Arkadan bakınca biraz sportiflik katmış oluyor.

Teker ve jantlara gelirsek 2013 olanın 5 kollu yıldız şeklindeki görünümü (15 inç) araçta çok ufak görünüyor. 2016 olanda ise çok kollu jantı 16 inç olmasından dolayı arabayı biraz daha heybetli gösteriyor. Lastik olarak 195/65/15 ve 195/65/16 kendi standartları içerindeki lastik ebatları. Konfor olarak 16 olanlar daha iyi bu arada. Eski aracımda Hankook ventus prime 3 kullandım. Şu anki aracında ventus prime 4 kullanıyorum. Fiyat olarak orta seviye olmasından dolayı tercih sebebim oldu. Kuruda çok iyi bir lastik ama ıslakta güven vermiyor. Bu arada hava basınçlarını önleri 32 ps arkaları 30 ps olarak kullanıyorum. Arkaları düşük havada kullanma nedenim yol bozukluklarında ve kasislerde çok zıplamasını engellemek için.

Aracın kullanım ve yol tutuş karakteri çok ön planda olduğu için lastik seçiminizi iyi yapmanız gerekiyor. Yol tutuşunun iyi olmasından dolayı aracın sertlik seviyesi üst segment araç kullananlar için biraz fazla gelebilir. Ama keskin 2-3 viraja girip çıkınca önemi kalmayacaktır.

Aracın dolu paketlerinde cam kenarlarında alüminyum çıtalar oluyor. Arka camlar sonuna kadar açılmıyor. 4 cam otomatik ve araç kumandasından açılıp kapatılabiliyor. Arka camları sonuna kadar indirdiğinizde bazen tek tuşla kapatmak mümkün olmuyor. El ile 2-3 kere yukarı çektiğinizde normale dönüyor. 2 araçta da aynı sorunla karşılaştığım için kronik bir sorun gibi görünüyor. Üzerine araştırma gereği duymadım. Bu arada arka camlar karartmalı geliyor.

Aracın multimedya sistemine gelirsek; pek öyle bir şey yok. Çoğu ford aracında olduğu gibi iki renkli küçük bir gösterge ekranı var. Daha sonradan tablet cinsi ekran monte etmek isterseniz görüntü olarak pek hoş durmuyor. Nedeni ise konsolun yapısından dolayı ekranı tam olarak oturtacak yer yok. Radyo kontrol ünitesinde lazım olacak kadar tuş var. Opsiyon olarak Sony ses sistemi alırsanız şekli biraz daha farklı geliyor. Burada eski ile yeni arasında ufak farklar var: eskisinde standart kolonların sesi daha kaliteli çıkıyor ve multimedya bağlantısı olarak hem aux hem USB girişi mevcut. Yeni sürümlerde pek talep edilmiyor diye (maliyet düşürmek için iptal edildiğini herkes biliyor) aux iptal edilmiş. USB girişinden Bluetooth bağlantısı sağlayan küçük aparatla bu sorun bertaraf ediliyor.

Direksiyon kalitesi ve hissiyatı sınıfının en iyisi. Kimisi Polo diyor ama araba kullanmak fiiliyatını gerçek anlamda yaşamak istiyorsanız bu araç aranan kan. Zaten her konuda yeterince analog ve manuel olduğu için kullanım hissiyatı olarak üst düzeyde. Bunca hissiyatın getirdiği yegane sorun ise yorgunluk. Konfor açısından diğer segmentdaşlarına göre geri planda olduğu için kısa ve ya uzun yolculuk farketmeden yorgunluk yapıyor. Kalite konusunu açmak gerekirse kullanılan malzeme segmentine göre yeterince iyi. Kullanılan deri 200.000 kilometreye kadar bende herhangi bir deformasyon belirtisi olmadan geldi. Diğer segment kardeşlerinde kullanılan süngerimsi direksiyonlar belli bir süreden sonra erime yapıyor ve elde sürekli yapışkan sürülmüş hissiyatı bırakıyor. Hissiyat konusunu açmak gerekirse, araba çok net milimetrik direksiyon hamlelerine mutlaka bir karşılık veriyor. Yol tutuşunun ön plana çıktığı Ford araçlarının en büyük özelliklerinden birisi de bu kullanım şekli. Elektrik destekli bir direksiyon olmasına rağmen belli hızlara ve yoldan kopana kadar yolla olan iletişiminiz hep üst düzeyde oluyor. Yoldan koparmak için ani hareketler yapmanız gerekiyor. Koptuğunda direksiyonun boşa düştüğünü ve hafiflediğini çok net anlıyorsunuz. Gerekli tek kontrayla tekrar yoluna oturtmakta çok zor değil. Bu arada 2013 model olan aracımda esp yoktu 2016 olanda var. Çok büyük artı eksi durumu ortaya çıkaracak bir durumla karşılaşmadım ama ülkemize gelen araçların güvenlik konusunda bile ne kadar alt seviyede olduğunun kanıtı.

Yoldan kopma konusunda en sorunlu yeri abs davranışı. Fren hissiyatı arka tekerler kampana olmasına rağmen güzel ve sorun yaratmayacak şekilde tasarlanmış. Bu tasarım abs devreye girene kadar sürüyor ondan sonra araba tanınmaz bir hale geliyor. O yol tutuşunun üst başlık olduğu bu arabanın yolla iletişimi sıfıra iniyor ve durmak istemiyor. Bu bahse konu olan abs bazı araçlarda çok erkenden sorun çıkartabiliyor. Eski aracımda olmadı ama yeni aracımı aldığımda 10.000 kmdeydi. Aldığımda araç çok uzun zaman çalıştırılmadığı için muhtemelen oksitlenmeden kaynaklı abs beyni sorunluydu. Sağ ön ve sol arka tekeri kilitliyordu. Başınıza gelme ihtimali olduğu için tamir yerine gidene kadar freni pompalayarak diski boşa çıkarabilirsiniz. Mutlaka değişim ya da tamir görmesi gerekiyor yoksa alakasız yerde arabanız kazık frenle durabilir. 1 yıl önce 22.000 tl verip çıkma parça olarak aldım. Sıfırına 65.000 tl fiyat almıştım. Gelecekte yazıyı okuyacaklar için dolar kuru o zamanlar 39-40 tl arasıydı (500 dolar masraf diyelim).

Koltuklara geçelim. 2013 olan araçta 2016 olan araçta kumaş koltukla beraber geliyor ama 2013 olan gerçek kumaş 2016 olan plastik karışımlı. Rahatlık bakımından 2013 olanın koltukları daha önde çünkü kullanılan süngerde daha farklı ve kaliteli. Kalitenin düşmesi 2015 sonrasında oluyor. Ön sürücü koştuğunda yükseklik alçaklık ve bel destek ayarı yapacağınız bölümler var. Sağ koltukta sadece ileri geri ve bel bölümünün ileri geri hareketini mümkün kılan aparat var. Arka koltukta yolculuk edeceklere Allah sabır ve güç versin. Araç yapısal olarak sert olduğu için arka koltukta yolculuk etmek çok zorlayıcı oluyor. Dar ve bi nebze Klostrofobik ortamın üzerine torsiyon çubuklarının üzerinde yolculuk etmek böbrek taşı sorunu olanlar için farklı bir tedavi imkanını ön plana çıkartıyor. Kullanacak kişiler kilolu ve uzun boylu ise arka tarafı kullanmak fazlasıyla zorlama oluyor. Araba yapısal olarakta 5 değil 4 kişilik olarak düşünülmeli.

Arka tarafta güzel bir şey yok mu derseniz eğer elbiselerinizi asacağınız 1 tane sağlı sollu kanca mevcut. Camları da otomatik açabiliyorsunuz. En önemlisi aydınlatma ve ön koltuk arkasında cebi var. Bu segmentte bunu sunmayan arabalar olduğu için bir lütuf gibi dile getirmek gerekiyor. Arka kapılarda sularınızı koyacağınız herhangi bir göz bulunmuyor. Fakir arabası olduğunu daha iyi anlamanızı sağlayan detaylar bunlar.

İlk aracımı 125.000 km olarak alıp 200.000 km’de sattım. Yenisini 10.000 km’de alıp kullanmaya devam ediyorum ve şu anda 46.000 km’de. Çok bozuk yola girmediğim sürece trim sesine denk gelmedim. Arabanın ön göğsünde süngerimsi yumuşak bir materyal kullanmış. Çoğu denk segmentinde sert plastikler kullanıldığı için dile getirmek istedim.

Titanyum paketi bize ne sunuyor; karartmalı dikiz aynası otomatik far sistemi ve yağmur sensörü. Çoğu yeni model arabada bile opsiyon olarak sunulan kol dayama da var. İleri geri hareket etmiyor. İçinde kaplaması olmayan orta derinlikte fazla geniş olmayan bir haznesi var. Arabanın kapıları ve torpidosunda da herhangi bir kaplama mevcut değil.

Arabada bu motor kombinasyonunda otomatik vites seçeneği bulunmuyor. Manuel vitesi kullanım açısından çok zor değil. Vites geçişleri yeterince rahat ve debriyajı çok sert değil.

Bizim Türklerin en çok merak ettiği şey ise 5. Vites 2000 devirde araba kaç km hıza ulaşıyor? 2013 model olan ile 2016 model arasında ufak bir yazılım farkı var. 2013 olan 2000 devirde 92 km/s hız yapıyor 2016 olan ise tam 100 km/s hız. Uzun yolda yakıt tasarrufu açısında çok güzel arabadır kendileri. Bu konuyu açma nedenimin en büyük kalemi de yakıt performansı.

Beylikdüzü başakşehir (kayaşehir) arası her gün 30 km gidiş 30 km dönüş yolu hepsinde dur kalk trafikle 1.5 saat sabah 1.5 akşam olarak tamamlıyorum. Yürüyen insanlar benden hızlı yol alıyor. Bu da ülkemizin planlama konusunda ne kadar geri kalmış olduğunu göz önüne seriyor. Bunlar hep ekonomik olarak insanları yıpratıyor. Psikolojik olarak zaten konuyu dile bile getirmiyorum. Neyse yakıt demiştik. Bu zorlu şartlar altında araba maksimum olarak; yaz aylarında klima hep açık kış aylarında da (soğuk havalar dizel düşmanıdır) yazlık lastiklerle beraber ortalama 5.8 üzerine hiç çıkaramadım. Emekli amcalar gibi tın tın da kullanmıyorum çünkü önünde ki 10 cm boşluğa 5 tane araba girmeye çalıştığı için mümkün olduğunca öndeki arabayla mesafeyi açmadan ve yakıtı tasarrufunu gözetmeden kullanıyorum. Fordlar genel manada diğer arabalardan bir miktar fazla yakıt yaktığı halde son derece tasarruflu bir araç. Bu arabadan daha az yakan araçların sorun oluşturma potansiyelini göz önünde tutarsak piyasadaki en masrafsız araçlardan bir tanesi oluyor.

Uzun yolda yakıt tüketimi konusuna gelirsek eğer; sabit 2000 devir 92 ve ya 100 km/s hızda ilerlenirse düz yollarda aracın tüketimi 2.9lara kadar düşüyor. Bu arada bu pakette sunulan hızı sabitleme de tüketim cimriliğinde sizlere yeterince yardımcı oluyor. Araba 130 km/s hızlara kadar sıkı yapısını koruyor ama bu hızlardan sonra bir b segmenti olduğunu anlıyorsunuz. Fakirliğiniz bir şekilde yüzünüze vurulacak kaçarınız yok. 180 km/s hızlara kadar sorunsuz bir şekilde çıkabilirsiniz ama bundan sonraki hızlar korku filmi konusu. Yakıt cimriliği bu hızlarda da devam ediyor bu arada. 160 km/s sabit hızda araba 7.2 yakıyor.

Arabada bulunan partikül filtresini tıkamamak adına bu hızlara arada bir çıkıp yolculuk yapmanız araç sağlığı açısından gerekli. Yoksa magandalığın lüzumu yok. Araba alakasız zamanlarda fan açtığında hararetten şüphe etmenize gerek yok çünkü partikül temizliği yapıyordur. Fan kapanana kadar motoru kapatmamaya özen göstermeniz gerekiyor. Diğer marka araçlar gibi sanayilik olmanıza engel olacak şekilde tasarlandığı için bu işlemi kendi başına yapıyor. Bu işlemi araç hareket ederken gaz tepkisinden durduğunuz da ise rölantinin hafif dalgalanmasından anlayabilirsiniz. Normalde rölanti halindeyken aracın anlık tüketimi 0.2 iken bu temizlik işleminde 0.5 oluyor. Klima açıkkende çoğunlukla anlık tüketim 0.5 olarak görünüyor.

Klima performans çok üst düzeyde değil. Yani bir Japon arabasıyla kıyaslandığında üst düzey değil. Yeterince soğutuyor. Sadece klima biraz aracın devirlik ilerlemesini istiyor. Dur kalk trafikte kendini korumak için bir miktar soğutmayı düşürüyor. Dışarıda 35 dereceden fazla sıcaklık varsa da bu performans biraz geriliyor. Çok sıcak bölgede yaşayanlar için bir miktar sorun olabilir.

Aklıma gelmişken bakım aralığı hakkında da bir iki bilgi vereyim. Arabanın net bakım aralığı hakkında kimsenin bir şey bildiği yok. Hangi spefikasyonda yağ konulacağı hakkında da doğru düzgün bilgi sahibi insan yok. Ben yabancı forumları ve Türk forumlarını altüst edip herkesin net bir şekilde kullanabileceği bilgileri buraya yazmak istiyorum (yatırım tavsiyesi değildir).

Araba ortalama 4 litre yağ alıyor. Servis ve çoğu usta castrol yağ kullanıyor ama ben şahsen lique moly yağ kullanıyorum. Motorun bir sonraki bakımına kadar sessiz ve titreşim bakımından rahatsız etmeyecek şekilde kalması için. LIQUI MOLY 5W30 Motor Yağı Special Tec yağ 5 litre olarak Disbritörlüğü olan yerlerden temin edilebiliyor. İnternetten yağ alınır mı diye çok sorgulanan bir konu hep vardı ve var olacak. Bunu yağ firmasının resmî internet sitesinden resmi Disbritörlerinin kim olduğuna bakarak çözebilirsiniz.

Aldığınız yağ WSS-M2C 913 C spefikasyonunu karşılayan ve tam sentetikse kimseye fikir danışmanıza gerek yok doldurun gitsin. Bazen yağ kıtlığı olabiliyor o zaman da Liqui Moly Top Tec 4200 5W-30 Tam Sentetik Motor Yağı (ACEA C3 spefikasyonu) kullandığım oldu. Araç daha sessiz oluyor ve bir sorun yaşamadım. Bu hiç yatırım tavsiyesi değildir.

Filtreleri hep mann filter olarak kullanıyorum. Bunları neden anlamıyorum; bu saydıklarım piyasada bulunan en pahalı ürünler. dandik ve ucuz malzeme kullacak kadar zengin olmadığım için bu tercihlerde bulunuyorum.

Konudan konuya atlamaya devam edeceğim; araba biraz dumanlı çalışıyor. Motor küçük ve dizel olduğu için pek sıkıştırmaya gelmiyor duman atıyor. Bu zamana kadar çevreye verdiğim rahatsızlık dışında bir sorunla karşılaşmadım. Bu duman atmanın arka tamponda belli bir süreden sonra siyah gölgeleme yaptığı oluyor, yıkandığında çıkıyor.

Araba yakıt konusundan biraz seçici. Shellden yakıt alnınca daha sessiz oluyor ama bir miktar katedeceğiniz yol azalıyor (göze gelmeyecek bir miktar, tam bir depoda 35-40 km). Opetten aldığınızda ise gaz tepkileri biraz sağırlaşıyor ama daha uzun yol alıyorsunuz. Duman atma problemi biraz burada meydana geliyor. Diğer istasyonlardan bir kaç defa yakıt almak zorunda kaldım ve en kötü deneyimi petrol ofisinde yaşadım. Kısaca önermiyorum.

Atlamaya devam; bu cengaverin barajı en fazla 2 kişinin kişisel kullanımını karşılayacak şekilde tasarlanmış. İstifleme yeteneğiniz ne kadar iyiyse o kadar verimli kullanabilirsiniz.

Motorun ömrü konusuna gelirsek eğer bu sizin arabaya bakmanızla denk bir şekilde uzun bir kullanım sunuyor. İlk arabamı sattığımda en ufak bir kaçak bile yoktu. Zaten çoğu parçası o kilometrede bile fabrika çıkışlıydı. Çok güçlü bir motor değil ama sizi kullanımda üzecek bir motorda değil. 1. Vitesi bisiklet mantığıyla arabayı yürütmek amacıyla kullanıma sunmuşlar. 2. Vitesden sonra biraz yürüyor ama biraz yürüyor. Çok performanslı bir sürüş beklentiniz varsa sizi üzebilir ama hızını aldıktan sonra hafifliği ve şasi yapısından dolayı yüzünüzde ufakta olsa bir gülücük tarlası yeşertiyor.



Bu arada bu motor psa grubunun hdi motorunun kardeşi. Fransızların küçük hacimli dizel motorlarda iyi olduğunu göz önünde bulundurun ( Renault’un da dci motoru).

Göze batan küçük detaylarda 2013 olan aracın malzemesi kalitesi daha yukarıda. Yalıtım dahil buna. Arabada ne kadar yalıtım varsa artık.

Ufak sorunları oldu mesela aküsü bitti ve bu aracın aküsü alçak yapılı olduğu için (gerçekten alçakça bir durum) biraz pahalı. Ama akü haznesine normal standarta ki akülerde sığıyor. Ben 2 kere değişim yaptım ikisinde de varta marka kullandım. O adamlarda battı bundan sonra ne yapacağız bilmiyorum.

Unutmayın bu araba fakir arabası. Bizim ülkemizde arabanın her türlüsü bir zenginlik göstergesi olarak görülse bile bu bir fakir arabası. Unutma fakir arabası. Alırken ödenen para lüks segment parası olabilir o da insanlarımızın tercihinin bir parçası.

İşin özetine gelelim ufaktan. Ülkemizin insanı genel anlamda geçmişten beri fakirlikle mücadele ediyor. Bu yüzden bu arabayı detaylı bir şekilde anlatma gereği duydum. İşini görecek a noktasından b noktasına en verimli ve en az maliyetle ulaştıracak araçlardan bir tanesi. Çok büyük beklenti içine girmeden ama araba kullanıyorum hissiyatını maksimum seviyede yaşamak için alınabilecek ucuz yollu araçlardan bir tanesi.

Büyük bir sermaye bağlamadan ve büyük masraflarla yüz göz olmadan bir üst seviyeye çıkmak için bir basamak olarak kullanmanız açışından gerekli olacak çoğu bilgiyi buraya yazdığımı düşünüyorum. Sorularınız olursa mutlaka cevaplar yardımcı olurum.