aylık 500 dolara denk gelecek şekilde listemde bulunan fon ve hisselere kör kuyuya taş atar misali yatırım yapacağım.
gelen temettü ödemelerini kafa karışıklığı yaratmaması adına nakit olarak kullanacağım ya da bir sonraki ayda yine o 500 dolara denk gelecek ödeme kalemi içerisine ekleyeceğim.
şirket ve fonları çok uzun arayışlarla seçmediğim için zaman içerisinde büyük ihtimalle değişiklikler olacak.
temettü hisselerine ek olarak fon seçme nedenim daha sık ödeme yapmaları ve gelen ödemelerden vergi kesilmemesi (aman duymasınlar).
bu fonların içinde yurtdışı yatırımı olan fonda olduğu için ülkemizde bulunan döviz bazlı krizlerde bana koruma mekanizması oluşturması adına listeye girmiştir.
kendi çapında inşa edilmiş bir deneme tahtası olacağı için nasıl bir tabloyla karşılaşacığıma dair bir fikrim yok.
burada görünen yatırım şekli asla bir öneri ve ya yol gösterici değildir (evde denemeyiniz).
bu türde çok yatırım yapıp blog oluşturan insan var.
genellikle temettü emekliliği başlığı altında ilerlerliyorlar.
benim kendi çapındaki planım kendi madenini oluşturup oradan bir para akışı oluşturmak.
şahsi bir blog gibi burayı kullanacağım belki birileri denk gelip daha iyi bir fikir sunar beni daha verimli bir yola sokar.

buraya atacak para bir kısım insana biraz fazla gelebilir. arkamdan zengin veledi diyenler olabilir ama öyle değil.
eşimle beraber gelirimiz tl olarak 150 bin bandına denk geldiği için bu yatırım şekline yönelebiliyorum.
şahsımıza ait mal varlığı olarak almak üzere olduğumuz bir 2 1 ev (umarım alabiliriz/güncel fiyatı 155 bin dolar) ve 1 araba var (850 bin tl civarı).
ev için kredi çekemediğimiz için girmiş olduğumuz evim sistemlerinden birine 16 ay kadar daha ödeme yapacağız (70 bin tl).
sıfırdan eşya alınacağı için bu girişim planı biraz zorlayıcı olacak ve ilk etapta sisteme sokulan para miktarı düşük kalacak (gelirimize oranla).



ülkemizde kar payı ödeyen fonlar arasında yurtdışı piyasalarına ağırlıklı yatırım yapan tek fon. temettü yatırımı yapmayı düşünenler için güzel bir alternatif olabilir. fon portföyü dolar bazlı olduğu için olası bir kur şokundan sizi koruması da ekstra bir güzellik.
Başakşehir Kayaşehir bölgesinde bulunan 1+1 bir evim var Arap popülasyonundan dolayı zaten pahalı olan evimin fiyatının bugün daha da arttığını öğrendim. 6 milyon (135 bin dolar / kur 44,47 ) gibi bir fiyat biçiyorlar. Bu saçma fiyatlara rağmen devlet bütün kredi olanaklarını sınırlandırıyor. amaç finansman şirketlerine müşteri aktarmak mı anlamak çok güç. Zaten insanların gelirleri belli, yapabilecekleri ödeme limitleri belli.

Enflasyon sarmalından dar gelirliye bindirilen vergi yüküyle kurtulmaya çalışan ekonomi yönetimi yine aynı dar gelirliye varlık edinme yollarını da sonuna kadar kapatmış oluyor.
Normalde 16 hafta olan bu izin çocuk doğduktan sonra anlamsız oluyor. Kanunen 8 hafta doğumdan önce 8 hafta doğumdan sonra kullanıldığı için çok yetersiz. Çalışabilir haldeyse anne gebeliğin 37. Haftasına kadar çalışabiliyor ve çalıştığı zamanı doğumdan sonra izin olarak kullanabiliyor ama bu da çok yetersiz bir süre.

Ben 2025 yılında hamileydim, annelik izninin 24 haftaya çıkarılacağı konuşuluyordu ama çocuğum 1 yaşına yaklaştığı halde izin konusunda bir ilerleme olmadı. İşin içerisinde olanlar bilirler ki 24 hafta bile çok yetersiz bir süre. İnsanların maddi kaygıları çocuklarının en güzel zamanlarını görmeye müsait olmadığı için çalışmak zorunda kalıyorlar. Devletin izin süresince verdiği ücret anca çocuğun giderlerine yetecek miktarda ve fazlasıyla yetersiz. Psikolojik olarak çocuğunu bir bakıcıya ve ya yakınına bırakmak istemeyen aileler maddi açıdan çok zorluk çekiyorlar.

İzin süresinin en az çocuğun 1 yaşına gelene kadar sürmesi gerekiyor. Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması açısından ve gelişimi için yetersiz olsa bile gereken süre bu. Çocuk, anneyi bir uzvu olarak görürken onu bırakıp çalışma hayatına dahil olmak her iki taraf için olumsuzluk doğuruyor. Bu şekilde çalışma hayatına katılan annenin verimliliği de soru işaretleri barındırıyor.

Çoğu ebeveyn işini kaybetmemek için işbaşı yapıp çocuğunu bir bakıcıya bırakıyor. Kariyer kaygısı bu zor kararı vermeye itilen insanların maddi kazançlarını da sömüren bir düzen kuruyor. Çoğu aile çocuklarına bakması için yabancı bakıcıya muhtaç oluyor (düşük ücretli çalışan). Kazanılan neredeyse tüm para bu sistemle bir başkasına aktarılırken ülkemizde çalışan bu profildeki insanlarda kendi ülkelerine para aktarımı yapıyor. Ülkeden küçük görünüyor olsa bile sıcak para çıkışına neden oluyor.

Bu olayların toplamında nüfus artış hızı düşmüş bir ülkenin nüfusunun gelecekte ne noktalara geleceğini herkes öngörebilir. Kısaca bu şartlarda devletin insanlardan beklediği 3 çocuk isteğini bir köşeye koyup 1 (bir) çocuk için bile inanılmaz bir planlama gerekiyor.
çok uzun zamandır kullandığım banka. reklamlarda ve ya çevrenizde görüp duyduğunuz gibi çoğu işlem ücretsiz. okul , sağlık vergi vs. gibi ödemelerinize faizsiz 3 ay taksit imkanı sunması ayrıca güzel. bu 3 taksitin toplam 15.000 tl olması ve her hesap kesim tarihleri arasında 3 defa olması biraz can sıkıcı.

bankanın en güzel özelliklerinden biri olan günlük nemalandırma imkanı sunması. boşta duran paranızı az da olsa gelire dönüştürebiliyorsunuz (faiz hassasiyeti olmayanlar için). nemalandırma yaparken çoğu bankanın üzerinde faiz veriyor. gece 00:00 sabah 06:00 arası para hesapta olduğu sürece günlük kazanç hesabınıza yansıyor.

uygulama üzerinden kampanyalara ulaşmak için ayriyeten bir sekmesi mevcut. aylık youtube spotify gibi servislere yapılan ödemelerden indirim imkanı sunuyor. haricinde çok bir özelliği yok.

sinekten yağ çıkartan arkadaşlar için arkadaşını davet et 1000 tl kap kampanyası sürekli olarak aktif.
Ödemeler Dengesi sistemi çift taraflı muhasebe mantığıyla çalışır.
Bir ülkeye giren ve çıkan tüm döviz hareketleri kaydedilir.
Eğer kayıtlarla gerçek para hareketleri birbirini tutmazsa, aradaki fark net hata ve noksan olarak adlandırılır.
muhasebe hesabında para;
Artı ise ülkeye kaynağı bilinmeyen para girişi vardır.
Eksi ise ülkeden nereye gittiği bilinmeyen para çıkışı vardır.

net hata ve noksanın ortaya çıkma nedenlerinden bazıları;
Zaman uyumsuzluğu; İhracat veya ithalatta malın gönderilmesi ile ödemenin yapılması farklı zamanlarda olabilir.
Yurtdışı hesap hareketleri; Kişiler veya şirketler yurtdışındaki mevduatlarını kullanarak ödeme yapabilir. Bu hareketler bazen kayıtlarda görünmeyebilir.
Ölçüm ve veri hataları; Turizm gelirleri gibi bazı veriler anketlerle hesaplandığı için tam doğru olmayabilir.
en büyük sorun kayıt dışı ticarette ortaya çıkar (kaçakçılık).
Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret a.ş.
son çeyrekte stoklardaki şişkinlik görülmesinin nedeni muhtemelen filolar için ayrılan araçlardan kaynaklanıyor.
ilaç sektörünün talebinden kaynaklanan binlerce araç satışa hazır şekilde bekliyor gibi görünüyor.
2 taksit halinde temettü ödemesi mevcut ama tarihi daha belli olmadı.
Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi, uluslararası ticaretin neden ülkeler için faydalı olabileceğini açıklayan temel bir ekonomi teorisidir. Bu teori, bir ülkenin her üründe diğerinden daha verimli olmasa bile yine de ticaretten kazanç sağlayabileceğini gösterir.
Bu teoriyi ilk kez david ricardo 1817 yılında ortaya koymuştur.
temelde bir ülkenin en düşük fırsat maliyetine sahip olduğu malların üretiminde uzmanlaşmasını ele alır.
mutlak üstünlük penceresinden; bir malı en az kaynakla üretmeyi hedefler.
teorideki temel amaç en iyi olmak değil, daha az maliyetle işi yapmaktır.

güncel zamanda mısır ve ülkemizi ele alabiliriz. tekstil sektöründeki maliyet kaynaklı daralma ve yeterli yatırım yapılamamasından dolayı; mısır 8 saatte 20 birim üretim yapabiliyorken bu bizim ülkemizde 8 saatte 5 birime denk geliyor.
aynı ülkeleri otomotiv sektöründen mısırı daha üstün olarak görerek ele alırsak; mısır 8 saatte 1 araç üretip bizim ülkemizde bu 1 araç üretimi için harcanan zaman 20 saat olarak varsayıyoruz. genel toplamda mısır mutlak üstünlük penceresinden bakıldığında bizden daha avantajlı konuma geliyor. üretim çeşitlerinde otomotivdeki zaman ve birim yakınlığından dolayı ülkemizin otomotiv sektöründe uzmanlaşması daha sağlıklı görünüyor.
son zamanların gözde fonlarından ama tefasa kapalı olarak işlem görmektedir. fona dahil olmak için nitelikli yatırımcı olmak dışında atlas portföy üzerinden hesap açmanız gerekiyor. sadece bu da yeterli değil minimum iki milyon tl (2.000.000 tl) bir mevduatla en az bir (1) yıl fonda kalmanız gerekiyor.

fon negatif getiriyi adet edinmiş ama %3 yıllık kesintiden asla adım atmayan fonların yanında %2 yıllık yönetim ücreti talebiyle de göze çarpıyor.
serbest fonlar arasında en çılgınca hareketleri sergilemesiyle ünlenen, yüksek riskliyle kumar masasına oturuyormuşsunuz hissiyatını size empoze eder. borsa bilgisi kısıtlı yatırımcıların kaldıraçlı işlemlerle günlük -%16 gibi olamaz sanılan düşüşü tatmalarını sağladı. uzun süredir taban ve tavan fiyatlamasının zirvesi %10 dibi -%10 olarak fiyatlandırılan ürünlerin serbest fonlar içerisinde kaldıraç imkanıyla -%30 ve ya +%30 gibi tadılmamış getiri ve götürülerle tanışma imkanımız oldu.

fonun ilerlediği yol ve yöntem çoğu yatırımcı için risk seviyesinin maksimum 7 olduğu yerde içsel olarak kaldıraçlı halde 14 olarak görülüyor. şimdilik ağırlıklı olarak 1-2 hisse ile yollarına devam ediyorlar (ıeyho / ecılc).

yatırımın yakın gelecekte lazım olan parayla yapılmaması öneriliyor. bu fon özelinde gözden çıkarılmış parayla yatırım (zar atmak) çok daha mantıklı görünüyor.
tera yatırımın fonun tefasa açılmadan sunduğu muazzam bir getirisi var. daha sonra nitelikli yatırımcı ünvanına sahip insanların da alması mümkün kılındıktan sonra da yeteri kadar kazanç sağladı.

son zamanlarda hazine ve maliye bakanı mehmet şimşek'in fonlarda yapılan manipülasyonun farkındayız açıklamasından sonra getirileri göreceli olarak düşüşe geçti.

normal piyasa koşullarında bu şekilde sert yükseliş yapan assetler aynı hızda düşüş gösterirler. bu fon özelinde fon yönetimi aktif olarak piyasa koşullarına uyum sağlayarak yatırımcıların güvenini kazanmış görünüyor.

piyasada kardeşi olarak görülen ATLAS PORTFÖY SERBEST FON - dfı yakın bir geçmişte sert hareketlerde bulunup yatırımcıları gözünde bir miktar güven kaybına neden oldu. tly fonu ise kayıp yaşadığı günlerin negatif getirisini minimum seviyede tutarak korkuyla yaklaşılan serbest fonlara farklı bir bakış açısı getirdi.
Selam dostlar..
Naber ?


Neolitik çağdan beri yerleşik hayat var bu topraklarda.
Ve biz hâlâ oturduğumuz evlerin depreme dayanıklılığını sorguluyoruz.
Yerleşik hayata geçmek sadece tarım ve mimari için değil.
Aynı zamanda güven, aidiyet, adalet ve geleneklerin oluşumunda da çok önemli.


21. yüzyılda biz hâlâ barınma problemi yaşıyoruz.
10–12 bin yıl önce başlayan insanlığın barınma problemlerinin ne yazık ki zirvesindeyiz.
Barınma, sadece bir mekân değil; “insanlaşma eşiği”ydi.
Ama ne gariptir ki, binlerce yıllık bu yolculukta,
Ev dediğimiz şey, bazıları için sadece bir meta, bazıları için ise erişilmez bir hayal oldu.
Türkiye’de bugün, çalışkan, onurlu, dürüst insanların bile kendine ait bir çatısı yok.
Çünkü artık ev almak çalışmanın değil, şansın, faizin veya hırsızlığın karşılığı.
Öyle saçma bir simülasyonun içine düştük ki.
Eğer çalışıyorsan, hakkınla vergini ödeyip bir yatırım, bir taşınmaz sahibi olmak istiyorsan bu imkansızlaştı.


Siyaset kurumu büyük sorunları gündem yapıp çözüm aramak yerine gündelik genel geçer ideolojik tortularla oy devşirme çabasında.
Biz ise hayatta kalmak için ne tarz ek işler yaparız da uykumuzdan, hayatımızdan ve en önemli şey zamanımızdan taviz verip normal bir hayat yaşarız derdindeyiz.
Mehmet Şimşek’le başlayan sıkı para politikasıyla birlikte halktan kuruş kuruş toplanan 60 milyar dolar bir tutuklamaya kurban edilebiliyor.
Muhalefet kırmızı kart gösteriyor, ışık yakıp kapatınca sorunların çözüleceğine inanıyor.
Hükümetin kutuplaştırma politikasıyla muhalefetin halktan uzak önerileri arasına sıkışan gariban halkın kafası karışıyor.


Kötü hissediyorum dostlar bu aralar.
Sinirden midem bulanıyor, başım ağrıyor.
Kendi kendime konuşurken buluyorum kendimi.
İşin ilginç tarafı çevremde çalışan kuryelerde kendi kendine konuşmaya başladı.






Geçen hafta taşındım dandik bir mahallede 80 metre kare ev için toplamda cebimden çıkan param 80 bin lira civarında
Kara gün akçesine geçmiş olsun.

Ve bu hafta istemsizce sürekli aklıma gelen bir yaşanmışlık var bunu sizlerle paylaşmak istiyorum öncelikle.

Ben sürekli takdir edilen örnek gösterilen başarılı bir öğrenciydim.
Arka sokakta oturan bir arkadaş ismi oe olsun 2. sınıfta okumayı öğrenemediği için okuldan atılmıştı.
O hırsızlık yaptı. Ben işte çalışarak sınavlara hazırlandım.
O uyuşturucu sattı. Ben sigara alkol bile kullanmadım.
O insanlara zarar verdi. Ben insanları iyileştirdim (Sağlıkçıyım)
O çocuk çürük aldı. Ben askerliğe şırnağa gittim.
O çocuk hapse girdi. Ben üniversite okudum.
Geçen gün mahalleye gelmiş bu arkadaş.
Altında son model lüx bir araba.
Bir çok yerde çalışma ofisleri.
Yanında silahlı adamlar.
Esenyurt beylikdüzü'ne bakan bi mafya babasımı varmış onun adamımı olmuş öyle bişey işte.
Gücümüze gidiyor kardeşim.
Biz vergisi ödeyen askerliği gururla yapan vatan için gerekirse gözü kapalı ölüme gidecek insanlarız ve geçinemiyoruz.
Bu adamın arabasının lastiği benim iki aylık kazancım.
Türkiye sistematik olarak iyi insanları cezalandırıp kötü insanlara büyük tavizler veriyor.
Ben özenmem ama gençler ilim irfana değil serseriliğe özeniyor.
İsim yapmak için cana kıymaları gerektiğini konuşuyorlar.
Geçen sene bir fabrikada çalışırken de bir olaya şahit oldum
18 19 yaşındaki bir velet yeni kalfa olmuş yeni işe başlayan çocukta yaklaşık 30 yaşında bir makina mühendisi.
Kalfa olan makina mühendisini ezmeye çalışıyor ya.
“ Bu yaşa kadar okumuşsun bi bok olamamışsın, Senin yerinde olsam intahar ederdim” falan
Makina mühendisi bir sonraki gün işe gelmedi.
Okul okuyan kendini geliştirebilecek potansiyeli olan gençler ezilirken
Serserililk arsızlık hırsızlık yüceltiliyor.

“Herkes diyor ki güçlü devletler güçlü kurumlarla var olur.”
Emin olun ben bunu Ak partinin ve Chp’nin grup toplantılarında bile defalarca duymuşumdur.
Peki güçlü kurumları oluşturan şey güçlü bireyler değil midir ?
Potansiyeli olan Bireylerini yerin dibine sokan güçsüzleştiren bir ülkenin geleceğinin parlak olması ne yazık ki imkansız.
Bunun yanında
Eğitimli gençlerini yurtdışına gidiyor ve eğitimsiz kör cahil afganları ülkeye kaçak yollardan giriyor. Ülkenin kalitesi düşüyor. Binbir dertle emekle şehitle kurduğumuz medeniyetimiz adım adım çürüyor.

İnşallah yakın zamanda siyasette bir nesil değişimi olur ve bu konular çözüme ulaşır.
Tüm olumsuzluklara rağmen benim hala ülkeye dair umudum var.













Ve bugünkü konumuz.
Türkiye'de kiracı olmak eğer bankada yüklü paranız yoksa tam bir rezalet.
Geçen hafta taşındım.
Çok değişik hislere kapıldım, onları sizinle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle kiracı olmak çok zor. Allah yardımcımız olsun.
Hem yaşadıklarımı hem de kendimce neden bu duruma düştüğümüzü anlatacağım.


Öncelikle ev almak artık imkansız. Maaşlı çalışan bir emekçi ailesi ile birlikte çalışsa dahi
bir ev sahibi olamaz.
İstanbul'un en ucuz semti Esenyurt’ta oturuyorum.
Burada en dandik evler 2.5–3.5 milyon arası. En pahalı evler 7–8 milyon.
Depreme dayanıklı 100–120 m2 bir ev almak isterseniz de 5 milyon lirayı gözden çıkarmalısınız.
Peki 5 milyon birikiminiz yok ne yapacaksınız? Kredi çekeceksiniz.


En uygun krediyi alsa dahi
Bir ev almak isteyen kişi 10 yılda 20 milyon lira para ödüyor.
Peki aylık ödemesi ne kadar? 159.000 lira.
Yani 7 tane asgari ücret kazanılsa bir evde ve bu evde yaşayan 7 kişi
hiç yemek yemese ve giderleri olmasa dahi İstanbul'un en ucuz semtinde bir daire sahibi olamıyor.


Bir çalışan her ay asgari ücret kadar kenara para koysa
5 milyon liraya ulaşması için gereken süre: 18 yıl 8 ay.


Peki ya kiracı olursak?

Ben mesela 2 yıl oturdum önceki kiracı olduğum evde
Ev genel anlamda temiz ve dolaplıydı ama banyoda tadilat yapılması gerekti ev sahibini aradım
Ben yaşlı tek başına yaşayan bir kadınım benim param yok dedi
Neyse banyo tadilatını cebimden yaptırdım
Ve uzun süre oturacağımıza anlaşmıştık.
İkinci yıla girerken yasal sınır %25 olmasına rağmen ben fakirim diye ağladı kadın ve biz %65 zam yaptık.
Sonrasında ikinci yılın yarısında aradı beni
Emrivaki bir şekilde
Hastalandım istanbula taşınmam lazım tedavim var dedi.
bir sonraki ayın 15inde nakliye ile anlaştım evi boşalt dedi.
Ben sözleşmeyi hatırlattım ve 3 aydan önce çıkamayacağımızı söyledim ve bu üç ayda bir çok eve baktım erkenden çıkabilmek için.

Bir eve gittim ev resmen bir harabe dolapsız lağam kokuyor büyük tadilat lazım.
Adam diyorki 2 depozito 1 aylık kira ve tahliye taahhütnamesi
Yani sen eve girerken çıkacağın tarihide yazacaksın ev sahibi seni beğenir ise bir yıl daha oturmana izin verecek ve tüm kiracı haklarından vazgeçmiş oluyorsun. Hukuki olarak sıkıntılı ama işleyişte olan bir evrak


Neyse ordan vazgeçtik başka bir ev sahibi ile görüştüm.
Adam dedi ki evi bugün görebilirsin
Eve gittim evde hala kiracılar var
Dedim ki evde kiracılar var eşyalar kaldırılmamış buraya girmemiz doğru olmaz
Adam diyor ki ; “Bunlar rahatsız olmazlar.”
Ahıra mı giriorsun “Besim tibuk”
Ki evdeki kiracılarda rahatsız ve üzgün görünüyordu.
Neyse orayıda tutmadık.

Sonrasında boş temiz dolaplı bir ev bulduk.
Kirası da fena değildi ama emlakçı var.
2 Depozito bir kira bir emlakçı payı
Bizden istenen evraklar.
Adli sicil kaydı.
Çalıştığın yerden maaş bordrosu
İnsan kaynaklarından İmzalı evrak
E devletten tüm borçların göründüğü Findeks raporu
Sanarsın iş başvurusuna gitmişim ya.
Evraklar yollandıktan sonra da mülakat olacak dedi emlakçı
Bende espirisine yakında ev sahipleri sınav dayapar dedim
Adam diyor ki artık sınav da yapılıyor bizim ev sahibi iyi bir insan o yüzden istemedi.
Lan Esenyurtta 2+1 80 metre kare ev kiralayacağınız
O evi al ….




Sonunda 2+1 görece temiz bir ev bulduk
Yeni bina olduğu için 3 gün temizlik sürdü
Temizlik ücreti 2 bin lira toplamda 6
sonrasında taşındık
Nakliye parası 5 bin lira
Taşımayı ben kardeşim babam yaptık
Amele çağırsan 16 bin lira da onun ücreti
1 emlakçı payı 2 depozito bir kira
Kira 16 bin lira
Eve uygun dolap hafif tadilatlar derken 80 bin liram gitti
Bu evdeki en büyük sorun şantiye elektriiği ve suyunun kullanılması hem pahalı fatura ödeyeceğiz hemde 3 4 aydır elektrik faturasını ödemeyen kiracılar varmış.
Yani ben faturamı ödesemde binanın elektriği kesilebilir xD


Bu süreçte hali hazırda oturduğum ev sahibi geldi.
Avukattanda 3 gün içinde tahliye edin diye yazı getirmiş.
Param yok diye ağlayan kadın
Sadece eşyaların istanbula gelmesi için 140 bin lira para vermiş
Ve evinde hiçbir sorun olmamasına rağmen depozitodan kesinti yapmak istedi.
Depozitoyu kestirmedik ama cebimizden banyo tadilatını yaptırmış olduk.
Bide sırıtarak diyor ki hakkını helal et.
Abla bi siktir git.









Sürekli hakaret edilen eski türkiyede


Bir işçi ailesi, tek maaşla ev geçindirebilir, 10–15 yılda ev sahibi olabilirdi.
Banka kredisine gerek kalmadan birikimle ev almak mümkündü.
Kiralar maaşın %20–25’ini geçmezdi.

Emekli olanlar emeklilik ikramiyesi ile bir ev veya bir araba alıp hacca giderlerdi.
Ev sahibi olmak, mütevazı ama gururlu bir emeğin ödülüydü.


Peki buraya nasıl geldik?
Neden eskiden tek çalışan bir kişi evini geçindirerek ev sahibi olabilirken şimdi 7 asgari ücret bile bir ev almaya yeterli olmuyor.


Hiperenflasyon yüzünden çok ucuza ev sahibi olanlar


Düşük faiz politikasından faydalanan ve ev stoklayan zenginler


Kaçak ve göçmenlerin talepten dolayı kiraları artırması

Ev sahibi olarak vatandaşlık sahibi olup o evi daha pahalıya satanlar


Bedavaya türk vatandaşlığı satıldı.


Deprem korkusundan doğan piyasa manipülasyonları


.


Dünyada nüfus hemen hemen her ülkede azalıyor.
Ama Türkiye’de nüfusla ilgili bir sorun yaşayacağımıza inanmıyorum.
Elbet bir yerde savaş çıkar ve biz oradan milyonlarca göçmen alırız.
Ben çözümü Çin’e gitmekte buldum, başka bir yol görünmüyor 🙂
Çin’deki hayalet şehir Tianduncheng’e gidelim.
Kurye Olmanın Zorlukları: Görünmeyen Emek, Görünmeyen Risk
Son yıllarda özellikle dijital platformlar ve e-ticaret sitelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte kurye hizmetlerine olan talep ciddi ölçüde arttı. Pandemi süreci bu talebi daha da hızlandırdı ve kurye mesleği artık günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Ancak artan bu görünürlük, kurye olmanın arkasındaki zorlukları her zaman görünür kılmadı. Bu yazıda kurye olmanın fiziksel, psikolojik, ekonomik ve sosyal yönlerden zorluklarını detaylı biçimde inceleyeceğiz.

1. Fiziksel Zorluklar ve Riskler
a. Trafik ve Kaza Riski
Kuryeler özellikle büyük şehirlerde, yoğun trafik içinde çalışmak zorundadır. Teslimat süreleri kısa tutulduğu için çoğu zaman acele etmek zorunda kalırlar. Bu da motosikletli ya da bisikletli kuryelerin ciddi trafik kazalarına karışma riskini artırır.

Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre, 2023 yılında trafikte yaralanan motosikletli kurye sayısında %18’lik bir artış yaşanmıştır.

Koruyucu ekipman kullanımı yaygın değil; bazı firmalar ekipman sağlamazken, kuryeler düşük ücretlerle çalıştıkları için kişisel güvenlik ekipmanlarına yatırım yapamıyor.

b. Hava Koşulları
Yağmur, kar, fırtına, aşırı sıcak gibi tüm olumsuz hava koşullarında da teslimat yapmak zorundadırlar. Bu durum yalnızca konforlarını değil, sağlıklarını da tehdit eder.

c. Yorucu Mesai Saatleri
Birçok kurye, günde 10 ila 14 saat çalışır. Özellikle “parça başı ücret” ile çalışanlar daha fazla teslimat yaparak gelirlerini artırmak ister, bu da fiziksel yorgunluğu ve tükenmişliği beraberinde getirir.

2. Ekonomik Zorluklar
a. Düşük Ücret – Yüksek Masraf
Kurye maaşları genellikle düşük seviyededir. Üstelik motor, yakıt, tamir, sigorta gibi giderler çoğu zaman çalışana aittir. Yani gelirin önemli bir kısmı masraflara gider.

Freelance çalışan kuryeler SGK’dan yararlanamazlar.

Platformlar, kuryelere sürekli artan sipariş sayısıyla daha çok çalışmaları için baskı yaparken, ödüllendirme sistemleri ise genellikle tatmin edici değildir.

b. Güvencesizlik
Çoğu kurye, “taşeron” ya da “bağımsız çalışan” statüsünde çalıştığı için iş güvencesi yoktur. Hastalık, kaza, izin gibi durumlarda gelir tamamen kesilir. İşten çıkarılmalar aniden ve sebepsiz olabilir.

3. Psikolojik ve Sosyal Zorluklar
a. Stres ve Zaman Baskısı
Teslimat süreleri genellikle kısa tutulur ve zamanında teslim edilmeyen siparişler hem müşteri şikâyetine hem de firma baskısına yol açar. Bu sürekli zaman baskısı, çalışan üzerinde büyük bir stres yaratır.

b. Müşteri ile Yaşanan Problemler
Müşteriyle doğrudan iletişim hâlinde oldukları için saygısızlık, küçümseyici davranışlar ve hatta şiddete kadar varabilen olaylara maruz kalabilirler. Özellikle apartmanlara alınmama, teslimatı yere bırakma gibi küçük gibi görünen ama sistematik olan saygısızlıklarla karşılaşırlar.

c. Yalnızlık ve Sosyal İzolasyon
Kurye işi bireyseldir. Diğer çalışanlarla sosyal bağ kurma imkânı azdır. Bu durum zamanla yalnızlık hissine, duygusal yorgunluğa ve depresyona neden olabilir.

4. Hukuki ve Kurumsal Destek Eksikliği
a. Yasal Statü Belirsizliği
Kurye çalışanlarının hukuki statüsü belirsizdir. Bazıları işçi statüsünde değildir, bazıları ise “girişimci” kabul edilir. Bu da onları İş Kanunu’nun sağladığı birçok haktan mahrum bırakır.

b. Sendikalaşma ve Örgütlenme Engelleri
Çalışanlar örgütlenmek istediklerinde işten çıkarılma veya baskı görme riski taşırlar. Türkiye’de kurye sendikalaşmaları çok yenidir ve yeterince yaygın değildir.

5. Kadın Kuryelerin Karşılaştığı Ek Zorluklar
Kadın kuryeler, erkek meslektaşlarına göre daha fazla ayrımcılıkla karşı karşıya kalırlar:

Fiziksel güçle ilgili önyargılar

Güvenlik endişeleri (gece teslimatlarında taciz riski)

Müşteri tarafından cinsiyet temelli ayrımcılık

6. Geleceğe Dair Perspektif
Dijital platformlar büyüdükçe bu sektör daha da büyüyecek. Ancak bu büyümenin insan odaklı, adil ve güvenli koşullarla desteklenmesi gerekir. Bazı Avrupa ülkelerinde kurye hakları için yeni yasal düzenlemeler yapılırken, Türkiye'de de benzer adımların atılması elzemdir.

Çözüm Önerileri:

Kuryelerin iş güvencesi ve sosyal haklarının güvence altına alınması

Motor ve ekipman desteği sağlanması

İşyeri kazaları ve sağlık sigortalarının zorunlu hâle getirilmesi

Teslimat sürelerinin insan odaklı düzenlenmesi

Kurye sendikalarının desteklenmesi ve yaygınlaştırılması

Sonuç
Kurye olmak dışarıdan bakıldığında "özgür" ya da "kolay para kazanma" yolu gibi görünse de, işin içinde ciddi fiziksel, ekonomik ve psikolojik bedeller vardır. Bu meslek, görünmeyen emek ve görünmeyen risklerle doludur. Kurye çalışanlarının daha sağlıklı, güvenli ve adil şartlarda çalışmalarını sağlamak, yalnızca bir çalışma hakkı değil; aynı zamanda insani bir sorumluluktur.
"Faiz koridoru" (veya para politikası faiz koridoru), merkez bankalarının piyasa faiz oranlarını yönlendirmek için kullandığı bir araçtır. Bu koridor, merkez bankasının borç verme ve borç alma faiz oranları arasında kalan bir aralıktır.

Faiz Koridorunun Temel Unsurları:
Merkez bankası genellikle üç temel faiz oranı belirler:

Gecelik Borç Alma Faizi (Alt bant)

Bankaların merkez bankasına gecelik olarak para yatırdıklarında aldıkları faiz oranı.

Faiz koridorunun alt sınırıdır.

Politika Faizi (Orta nokta)

Merkez bankasının piyasaya likidite sağlarken uyguladığı faiz oranıdır (genellikle 1 hafta vadeli repo faizi).

Para politikası duruşunun esas göstergesidir.

Gecelik Borç Verme Faizi (Üst bant)

Bankaların merkez bankasından gecelik olarak borç aldıklarında ödedikleri faiz oranı.

Faiz koridorunun üst sınırıdır.

Neden Önemlidir?
Faiz koridoru, likidite koşulları ve kısa vadeli faizler üzerinde merkez bankasının etkili olmasını sağlar. Eğer piyasa faizleri politika faizinin dışına çıkmaya başlarsa, merkez bankası likidite yönetimiyle bunu kontrol altına alabilir.

Türkiye Örneği:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), zaman zaman politika faizinden çok alt ve üst bantları kullanarak piyasaya yön vermeyi tercih etmiştir. Buna "koridorun aktif kullanımı" denir. Özellikle belirsiz dönemlerde, merkez bankası daha esnek bir para politikası uygulamak isterse koridoru genişletebilir veya daraltabilir.
Vergiden kaçınma, yasal boşlukları ya da mevzuatı akıllıca kullanarak vergi yükünü meşru yollarla azaltma stratejisi vergi kaçakçılığından farkı, burada hiçbir yasayı çiğnememeniz. Transfer fiyatlandırması, vergi cennetlerine kâr aktarımı gibi yöntemler büyük şirketlerin sıkça başvurduğu araçlar arasında. Türkiye’de de “vergi planlaması” ile “kaçınma” arasındaki çizgi bazen belirsizleşiyor. Şahsen büyük şirketlerin bu yöntemlerle ödediği verginin, küçük esnafın ödediğinin çok altında kalmasını adaletsiz buluyorum sistem yasal ama vicdani değil.

Eskinin deyimiyle “fiş almazsam bana kaça olur abi”.
Abd’nin Çin'e uyguladığı %104 ek gümrük vergisi, dünya piyasalarında birkaç önemli etki yaratabilir:

Ticaret Hacminin Azalması: Çin, dünya ticaretinde önemli bir oyuncudur. Bu tür bir yüksek gümrük vergisi, Çin’in ABD ile olan ticaretini zayıflatabilir. Bu durum, iki ülke arasındaki ticaret hacmini azaltarak, global arz ve talep dengesini değiştirebilir.

Çin'in İhracatının Zayıflaması: ABD, Çin için büyük bir pazar olduğundan, ABD’ye yapılan ihracatın daralması, Çin’in ekonomisini etkileyebilir. Çin, bu kaybı telafi etmek için başka pazarlara yönelebilir, ancak bu geçiş zaman alabilir ve maliyetli olabilir.

Fiyat Artışları ve Enflasyon: ABD’de, Çin'den ithal edilen birçok ürün, giyimden elektronik eşyalara kadar çeşitli sektörlerde yaygındır. Bu gümrük vergisi, Çin’den ithal edilen malların maliyetini artırarak, tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açabilir. Bunun sonucunda ABD'de enflasyon artabilir.

Küresel Tedarik Zincirlerinin Etkilenmesi: Çin, küresel tedarik zincirlerinin merkezlerinden biri olduğu için, gümrük vergisi uygulaması, dünya çapında üretim süreçlerini aksatabilir. Örneğin, Çin’den gelen hammadde ve bileşenler, dünya genelindeki üreticiler için daha pahalı hale gelebilir. Bu da küresel üretim maliyetlerini yükseltebilir.

Doların ve Yuan'ın Değerinde Dalgalanmalar: Bu tür ticaret kısıtlamaları, ABD Doları ile Çin Yuanı arasındaki döviz kuru üzerinde baskılar oluşturabilir. ABD Doları, genellikle güvenli liman olarak kabul edildiği için, dünya çapında değer kazanabilir. Çin Yuanı ise değer kaybedebilir, çünkü Çin’in ihracatına olan talep azalır.

Diğer Ülkeler İçin Fırsatlar: Bu durum, Çin'e alternatif tedarik kaynakları arayan şirketler için fırsatlar yaratabilir. Güneydoğu Asya, Hindistan veya Latin Amerika gibi ülkeler, Çin’in kaybettiği pazar payını doldurmak için cazip alternatifler olabilir.

Siyasi ve Ekonomik Gerilimler: Bu tür bir hamle, Çin ve ABD arasındaki mevcut gerilimleri daha da tırmandırabilir. Gümrük vergisi, sadece ticaret değil, aynı zamanda jeopolitik ilişkiler üzerinde de etkiler yaratabilir. Dünya çapında diğer ülkeler, bu gelişmelere nasıl tepki vereceklerini düşünmek zorunda kalabilir.

Sonuç olarak, %104'lük ek gümrük vergisi, özellikle ticaret, tedarik zincirleri, enflasyon ve döviz kurları gibi ekonomik faktörleri doğrudan etkileyebilir ve dünya çapında belirsizlik yaratabilir.
Küreselleşme, dünyadaki ülkelerin, ekonomilerin ve kültürlerin teknoloji, ticaret ve iletişim sayesinde giderek daha fazla birbirine bağlanması süreci. Bir ürünün parçaları bir ülkede üretilip başka bir ülkede monte edilip üçüncü bir ülkede satılabiliyor artık tedarik zincirleri kelimenin tam anlamıyla küresel. Son yıllarda gümrük tarifeleri, korumacı politikalar ve jeopolitik gerilimlerle bu süreç bir miktar tersine dönüyor gibi görünse de, tamamen geri çevrilebileceğini sanmıyorum dünya artık çok fazla birbirine bağımlı hale geldi. Bağımlılığın oluşturduğu tekeller büyük ekonomik savaşlara gebe bir durum oluşturuyor. (*)
Vergi, devletin kamu hizmetlerini finanse etmek amacıyla, vatandaşlardan ve işletmelerden aldığı zorunlu bir ödeme olarak tanımlanabilir. Vergiler, devletlerin ekonomi yönetiminde önemli bir araçtır ve devletin gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Vergi, yalnızca devletlerin kamu hizmetlerini sunabilmesi için gerekli finansmanı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik denetim, gelir dağılımı ve sosyal adaletin sağlanması gibi daha geniş hedeflere de hizmet eder.

Vergilerin Devletler ve Milletler İçin Önemi

Vergiler, bir devletin ve milletin ekonomik yapısını ve sosyal refahını sağlamada kritik bir rol oynar. Vergilerin devletler ve milletler için bazı önemli etkileri şunlardır:

Devlet Gelirleri: Vergiler, devletin sağlık, eğitim, altyapı ve güvenlik gibi kamu hizmetlerini finanse etmesini sağlar. Bu, devletin toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için gereklidir.

Ekonomik İstikrar ve Kalkınma: Vergiler, devletin ekonomi üzerinde düzenleyici bir etki yapmasına olanak tanır. Örneğin, vergi indirimi veya artırımı, ekonomik büyümeyi hızlandırabilir veya yavaşlatabilir. Bu, enflasyonu kontrol etmek veya işsizlikle mücadele etmek için bir araç olabilir.

Gelir Dağılımı ve Sosyal Adalet: Vergi sistemi, zengin ile yoksul arasındaki gelir eşitsizliğini azaltmak için kullanılabilir. Progresif vergi sistemleri, daha yüksek gelirli bireylerden daha fazla vergi alınmasını sağlayarak, gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltmaya yardımcı olabilir.

Sosyal Refah ve Kamu Hizmetleri: Vergiler, devletin sosyal güvenlik, sağlık sigortası, eğitim gibi temel kamu hizmetlerini sunabilmesini sağlar. Bu hizmetler, toplumsal refahı artırır ve toplumsal huzuru korur.
Boykot, bir kişinin veya grubun, belirli bir kişi, kuruluş veya ürünle ilişkiyi kesmesi, kullanmamaya karar vermesi ya da onlara karşı ekonomik ya da sosyal baskı yapma amacı güderek onları protesto etmesidir. Genelde bu, bir tutum ya da politik duruşun ifadesi olarak yapılır. Boykotlar, bir sosyal veya politik sorunu dile getirme ya da bir sorun karşısında farkındalık yaratma amacı güder.

Boykotla neler yapılabilir:

Tüketimden kaçınmak: En yaygın boykot türü, belirli bir ürün veya hizmetin tüketilmemesidir. Örneğin, bir şirketin çevreye zarar verdiği veya işçilerine kötü davrandığı iddia ediliyorsa, o şirketin ürünlerine karşı boykot yapılabilir.

Hizmet kullanmamak: Boykot, sadece ürünlere değil, belirli bir hizmete de yapılabilir. Örneğin, bir hava yolu şirketinin insan hakları ihlalleriyle suçlanması durumunda, o şirketin uçuşlarına karşı bir boykot başlatılabilir.

İşyerlerine veya mağazalara gitmeyi reddetmek: İnsanlar, belli bir şirket veya mağaza ile iş yapmayı reddederek bu tür kuruluşlara karşı boykot uygulayabilirler. Bu da aynı şekilde bir tür ekonomik baskı yaratır.

Siyasi veya toplumsal protesto: Bir hükümetin veya bir politikacının politikasına karşı boykot yapmak yaygın bir yöntemdir. Bu tür boykotlar, halkın gücünü gösterme ve politika değişikliği sağlama amacını güder.

Boykot örnekleri:

Rosa Parks ve Amerikan Sivil Haklar Hareketi: 1955'te, siyah Amerikalı Rosa Parks, otobüste bir beyaz kişiye yer vermediği için tutuklanmıştı. Bunun üzerine, siyah Amerikalılar Montgomery Otobüs Boykotu'nu başlatarak otobüslerde ayrımcılığa karşı çıkmışlardır.

Nike ve işçi hakları: 1990'larda, Nike'ın Asya'daki fabrikalarında işçi hakları ihlalleriyle ilgili tartışmaların ardından, pek çok insan Nike ürünlerini boykot etmeye başladı. Bu boykot, Nike'ı daha iyi çalışma koşulları sağlamak ve üretim süreçlerini şeffaf hale getirmek için harekete geçirmeye teşvik etti.

Apartheid rejimi karşıtı boykotlar: 1980'lerde, Güney Afrika'daki apartheid rejimine karşı dünya çapında bir boykot hareketi vardı. Birçok ülke, Güney Afrika ile ticareti durdurdu, spor etkinliklerini yasakladı ve Güney Afrika'nın uluslararası organizasyonlara katılımını engelledi.

Boykotlar, bir mesaj vermek ve toplumda farkındalık yaratmak amacıyla etkili bir araç olabilir. Ancak boykotların başarısı, katılımın genişliği ve organizasyonun gücüne bağlı olarak değişebilir.
Liberteryenizm, bireysel özgürlüğü ve devletin mümkün olduğunca küçük olmasını savunan bir siyasi felsefe. Temel fikir şu: insan kendi bedeni, mülkiyeti ve seçimleri üzerinde tam söz sahibi olmalı, devlet ancak temel güvenliği sağlamak için var olmalı, gerisi bireylerin gönüllü ilişkilerine bırakılmalı. Ekonomide serbest piyasayı, düşük vergiyi ve minimum düzenlemeyi savunuyorlar. Bana kalırsa teoride kulağa özgürlükçü geliyor ama pratikte, güçlünün zayıfı ezmesine karşı hangi mekanizmanın devreye gireceği sorusu hep havada kalıyor.

Kısacası Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler mantığı.

Liberalizmin en büyük temsilcisi besim tibuk bile bu kadar radikal düşünmüyordur.
chp ilk defa gündemi ve gidişatı değiştirebilecek bir hamle yaptı. karşısında sadece bir siyasi parti ve şurekasının olmadığını anladı. akp ve çevresi ismine "dava" dedikleri olayı söylemle gizlemeyi yıllarca başardı ama bu bir çıkar ve maddi güç birliğinden öte bir şey değildi.

akıllı maddi hamleler bu ülkenin her olgusunun yumuşak karnıdır. ülkenin ekonomisi ne kadar kırılgansa, akpnin de parasal zararda ortaya çıkacak olan kırılganlığı da aynı ölçüde yumuşak karnını oluşturuyor. normalde bu denli büyük toplumsal olaylarda güvenlik adına toplantılar yapılırdı ama hükümet öncelikli olarak mehmet şimşek önderliğinde bankaların müdürleriyle toplantı yaptı.

türk millet bu zamana kadar hiç bir boykot çağrısını ve ya bizzat katıldığı boykotu yerine getiremedi. bu boykot çağrısını yerine getirecek olurlarsa gücün ne demek olduğunu belki de ilk defa anlamış olacaklar ( doğuş grubuna (doas) yapılan ilk söylemden sonra meydanlardan yayın kesen kanal şimdi bütün konuşmaları tam olarak vermeye başladı ).

geçmişten bugüne kadar akp ve onun gibi düşünen yapıların ( en başta cemaat yapılanması ) kendi aralarından oluşturduğu dışa boykot içeride paylaşım ekonomisi sayesinde günden güne güçlerine güç kattılar. kendinden görmedikleri insanlardan bir çöp dahi almadılar. kendi içlerinde dışarıya doğru büyüyen bir ekonomi modeli inşa ettiler. yeşil sermaye gücüyle bölgesel olarak kendilerine yakın insanlara iş imkanı verip oy toplamak içinde insan gücü devşirdiler.

işin özeti bu çıkılan yolda kararlılık sonuca ulaşmanın kısa bir yolu olacak ama geçmişte olduğu gibi zamanla unutulursa, zamanla unutulmayacak kötü anılarınızı torunlarınıza nasihatlar eşliğinde anlatacak çok malzemeniz olacak.
Devlet bonosu, bir ülkenin hazinesinin bütçe açığını kapatmak ya da projelerini finanse etmek için çıkardığı, belirli bir vade sonunda anapara artı faizin geri ödendiği borçlanma aracı. Genelde “risksiz” yatırım olarak anılır çünkü arkasında devletin ödeme gücü var ama tabii bu, ülkenin ekonomik durumuna göre değişir, her devlet bonosu aynı güvenilirlikte değildir. Türkiye’de yüksek enflasyon döneminde devlet bonolarının reel getirisi çoğu zaman enflasyonun altında kalıyor, bu yüzden “güvenli” olması “kârlı” olduğu anlamına gelmiyor bunu birbirine karıştırmamak lazım. Devlet tahvilinden farkı kısa süreli borçlanma aracı olması.
Geri dönüşüm önümüzdeki yıllarda hem çevresel hem ekonomik açıdan giderek daha kritik hale gelecek gibi görünüyor. Döngüsel ekonomi dediğimiz model, kaynakları çöpe atmak yerine sürekli sistemde tutmayı hedefliyor atık artık “sonu” değil, yeni bir üretim sürecinin başlangıcı olarak görülüyor. Türkiye’de geri dönüşüm oranları Avrupa’ya göre hâlâ düşük, ama özellikle metal ve kağıt toplama işinde kayıt dışı bir ekonomi de var, bunu da unutmamak lazım. Bence asıl fark yaratacak şey bireysel çabadan çok, geri dönüşümü kârlı hale getirecek endüstriyel altyapının kurulması.

Doa uygulamasıyla beraber ülkemizde büyük bir hız kazanan bu sektör görüntü bakımından insanların ekonomik olarak zorda olduğu kanısını ortaya seriyor.
Gümüş (Ag), periyodik tabloda 47 numaralı, parlak beyaz, işlenebilir bir metal. Binlerce yıldır hem takı hem de para birimi olarak kullanılmış, altının “daha erişilebilir” kardeşi gibi düşünülebilir. Yatırım aracı olarak gümüşün ilginç yanı, hem değerli metal hem de sanayi metali olması güneş panelleri, elektronik, tıbbi cihazlar gibi alanlarda yoğun kullanılıyor. Bu da fiyatının hem “güvenli liman” arayışına hem de sanayi talebine bağlı olarak hareket etmesine neden oluyor. Altına göre daha oynak olduğunu düşünüyorum, o yüzden gümüşe girecekseniz mide dayanıklılığınızın yüksek olması lazım.

Yenilebilir enerjinin bir numaralı gereksinimi olduğu için gelecekte kıymeti daha çok artacak diye düşünüyorum.
Nominal getiri, bir yatırımın veya finansal ürünün belirli bir dönemdeki getirisini, enflasyon veya diğer faktörlerden arındırılmadan ifade eden brüt getiri oranıdır. Yani, nominal getiri, yatırımın veya faizin enflasyon etkisi dikkate alınmadan hesaplanan getirisidir.

Örneğin, bir banka mevduat hesabı için yıllık %10 nominal faiz oranı sunuyorsa, bu, paranızın bir yıl sonra %10 oranında artacağı anlamına gelir. Ancak bu oran, enflasyonun etkisini içermez. Enflasyonun etkisini dikkate alarak yatırımın gerçek değerini ölçmek isterseniz, "reel getiri" kavramını kullanmanız gerekir.

Reel getiri, nominal getiriden enflasyon oranının çıkarılmasıyla hesaplanır:

Reel Getiri=Nominal Getiri−Enflasyon Oranı
Örneğin, nominal getiri %10 ve enflasyon oranı %7 ise, reel getiri:


Reel Getiri=10%−7%=3%
olacaktır. Bu durumda, yatırımın satın alma gücü açısından gerçek artışı %3'tür.
Oklokrasi, Yunanca “kalabalık” ve “iktidar” kelimelerinden türetilmiş bir kavram kabaca “ayak takımı yönetimi” diyebiliriz. Düzensiz, duygusal tepkilerle hareket eden bir kalabalığın rasyonel tartışma yerine anlık öfke ya da coşkuyla siyasi süreçleri domine ettiği durumu tarif ediyor. Antik Yunan filozofları demokrasinin bozulmuş, kontrolsüz hali olarak görüyordu bunu. Günümüzde sosyal medyanın hızlandırdığı linç kültürünü, anlık öfke dalgalarının siyasi kararları etkilemesini düşününce, kavramın hâlâ ne kadar güncel olduğunu görüyorum. Ülkemizin bitki örtüsü diyebiliriz.
Hissevergibeyan.com, yurtdışı borsalarda sahip olduğunuz hisse senetlerinin alım-satım kazançları ve temettü gelirlerinin vergi beyannamesini hazırlamanıza yardımcı olan bir platformdur. En yeni yapay zeka teknolojilerini kullanarak bu süreci hızlı, güvenli ve doğru bir şekilde tamamlamanızı sağlar. 

Platform, kullanıcı dostu arayüzü ve güncel vergi mevzuatına uygun çözümleriyle, yurtdışı hisse senedi yatırımlarınızdan elde ettiğiniz gelirlerin beyanını kolaylaştırır. Bu sayede, karmaşık vergi süreçleriyle uğraşmadan yasal yükümlülüklerinizi yerine getirebilirsiniz.
Portföy İkinci Serbest (Döviz) Fon

Tera Portföy İkinci Serbest (Döviz) Fon, orta-uzun vadede döviz getirilerinden faydalanmayı hedefleyen nitelikli yatırımcılar için tasarlanmış bir yatırım ürünüdür. Fon, yurtiçi döviz cinsi varlıklara yatırım yaparak döviz cinsi getiri elde etmeyi amaçlar.

Fon Stratejisi

* Fon'un ana yatırım stratejisi, yurtiçi döviz cinsi varlıklara yatırım yaparak döviz cinsi getiri elde etmektir.
* Fon toplam değerinin en az %80'i, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından döviz cinsinden ihraç edilen borçlanma araçları ve kira sertifikaları ile yerli ihraççıların döviz cinsinden ihraç edilen para ve sermaye piyasası araçlarında değerlendirilir.
* Fon'un yatırım stratejisi çerçevesinde sermaye kazancı sağlamak ve portföy değerinin artırılması amaçlanır.

Vergilendirme

* Sermaye Piyasası Kanununa göre, gerçek kişilerin kurulan menkul kıymetler yatırım fonlarının katılma paylarının ilgili olduğu fona iadesi %10 oranında stopaja tabidir.
* Tüzel kişiler için bu oran %0 olarak uygulanır.

Alım Satım Esasları

* Fon'a sadece "Nitelikli Yatırımcı"lar yatırım yapabilir.
* Yatırımcıların BIST Borçlanma Araçları Piyasası, New York Stock Exchange (NYSE) ve İngiltere London Stock Exchange (LSE) piyasalarının birlikte açık olduğu günlerde saat 13:00'a kadar verilen katılma payı alım talimatları, talimatın verilmesini takip eden ilk değerleme gününde bulunacak pay fiyatı üzerinden talimatın verilmesini takip eden ilk iş günü yerine getirilir.
Şubat 2027 Kar Payı Ödeyen Serbest (Döviz) Fon (YFYRZ/YRZ)

Fon Hakkında Bilgiler

Fon, dolar cinsi eurobondlara yatırım yaparak dolar cinsi getiri elde edebilir ve aylık düzenli nakit akışı sağlayabilir.
Fon, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından döviz cinsinden ihraç edilen borçlanma araçları ve kira sertifikaları ile yerli ihraççıların döviz cinsinden ihraç edilen para ve sermaye piyasası araçlarından oluşacaktır.
Fon, yatırımcısına temettülerden oluşacak aylık düzenli bir nakit akışı sağlamayı hedeflemektedir.
Alım Satım Kuralları

Halka arz 21.02.2025 – 28.02.2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olup yatırım dönemi 03.03.2025 tarihinde başlayacaktır.
Fon katılma payları sadece halka arz döneminde nitelikli yatırımcılar tarafından alınabilir.
Fon’a USD ve TL ile yatırım yapılabilir.
Risk Bilgileri

Fon risk değeri, fonun haftalık getirileri üzerinden, volatilitesi dikkate alınarak hesaplanır. 1 en az riskli, 7 en fazla riskli olmak üzere risk değeri 1 ile 7 arasındadır.
A Grubu (TL) payların risk değeri 6’dır, B Grubu (USD) payların risk değeri 3’tür.
Vergi Bilgileri

Yatırım fonlarının tabi olduğu vergi mevzuatı Şubat 2027 Kar Payı Ödeyen Serbest (Döviz) Fon için de geçerli olup getiri üzerinden %15 stopaj uygulanmaktadır.
Istanbul Portföy, Türkiye'de faaliyet gösteren önemli bir portföy yönetim şirketidir. Şirket, bireysel ve kurumsal müşterilere yatırım danışmanlığı, portföy yönetimi ve varlık yönetimi hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Portföy, müşterilerine çeşitli yatırım araçları ve stratejileri ile farklı risk profillerine uygun çözümler sunmayı hedefler.

Temel Bilgiler:
Kuruluş Tarihi: İstanbul Portföy, 1996 yılında kurulmuştur.

Merkez: Şirketin merkezi İstanbul'da bulunmaktadır.

Hizmetler:

Portföy yönetimi
Yatırım danışmanlığı
Varlık yönetimi
Bireysel emeklilik fonları
Yatırım fonları

Ürün ve Hizmetler:
İstanbul Portföy, müşterilerine çeşitli yatırım fonları ve bireysel emeklilik fonları sunmaktadır. Bu fonlar, farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırımcılar için tasarlanmıştır. Şirket, hisse senedi, tahvil, para piyasası araçları ve diğer yatırım araçlarına yatırım yaparak müşterilerinin portföylerini çeşitlendirmeyi amaçlar.

Performans ve Güvenilirlik:
İstanbul Portföy, Türkiye'deki finansal piyasalar hakkında derin bilgiye sahip uzman bir ekip tarafından yönetilmektedir. Şirket, müşterilerine uzun vadeli ve sürdürülebilir getiriler sağlamayı hedefler. Ayrıca, şeffaf ve güvenilir bir hizmet anlayışı ile müşteri memnuniyetini ön planda tutar.

Regülasyon ve Denetim:
İstanbul Portföy, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından denetlenmekte ve düzenlemelere tabidir. Bu, şirketin faaliyetlerinin yasal çerçeveler içinde ve güvenilir bir şekilde yürütüldüğünü gösterir.

Müşteri Kitlesi:
İstanbul Portföy'ün müşteri kitlesi, bireysel yatırımcılardan kurumsal yatırımcılara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Şirket, farklı yatırım ihtiyaçlarına ve risk toleranslarına uygun çözümler sunarak geniş bir müşteri kitlesine hitap eder.

İletişim ve Destek:
İstanbul Portföy, müşterilerine kapsamlı bir destek hizmeti sunar. Müşteriler, şirketin web sitesi, müşteri hizmetleri ve şubeleri aracılığıyla bilgi alabilir ve yatırım danışmanlığı hizmetlerinden faydalanabilir.

Daha detaylı bilgi için İstanbul Portföy'ün resmi web sitesini ziyaret edebilir veya müşteri hizmetleri ile iletişime geçebilirsiniz.
Serbest fon, genellikle yatırım stratejilerinde esneklik sağlayan, çeşitli piyasa koşullarına adapte olabilen ve geniş bir yatırım aracı yelpazesinde işlem yapabilen fonlardır. Bu tür fonlar, daha az kısıtlamaya sahip olup, yatırımcılarına daha yüksek risk ve potansiyel olarak daha yüksek getiri sunma amacı güder.

Serbest fonların temel özellikleri şunlardır:

Esnek Yatırım Stratejileri: Yatırımcıların, farklı piyasa koşullarına göre esnek bir şekilde yatırım yapabilmesi amaçlanır. Bu nedenle, fon yöneticisi çok çeşitli finansal araçlar kullanabilir: hisse senetleri, tahviller, döviz, emtialar, vadeli işlemler, opsiyonlar gibi.

Kaldıraç Kullanımı: Serbest fonlar, bazı durumlarda kaldıraç kullanarak daha büyük pozisyonlar alabilir. Bu da potansiyel getirileri artırırken, aynı zamanda riskleri de yükseltebilir.

Risk ve Getiri: Bu fonlar, genellikle daha yüksek risk almayı kabul eden yatırımcılar için uygundur. Çünkü esnek yatırım stratejileri, getiriyi maksimize etmek için riskli işlemler ve piyasa dalgalanmalarına dayanabilir.

Özelleşmiş Yönetim: Serbest fonlar, aktif yönetilen fonlardır. Yatırım kararları genellikle uzman fon yöneticileri tarafından alınır ve yatırım stratejileri sürekli gözden geçirilir.

Daha Az Kısıtlama: Serbest fonlar, regülasyon ve kısıtlamalardan daha az etkilenebilir. Bu da onları daha dinamik ve yenilikçi yatırım fırsatları yaratmaya olanak tanır.

Özetle, serbest fonlar daha yüksek risk almayı seven, piyasa hareketlerini aktif olarak takip eden ve çeşitli araçlarla çeşitlendirilmiş portföyler oluşturmak isteyen yatırımcılar için uygun fonlardır.
İstanbul Portföy Ondördüncü Serbest Fon (IIE), İstanbul Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından yönetilen ve serbest şemsiye fon kategorisinde yer alan bir yatırım fonudur. Fon, ikili işlem (pair trade) stratejisiyle, yüksek korelasyona sahip finansal ürünler arasında fiyat farklılıklarından yararlanmayı hedefler. Bu strateji, istatistiksel, teknik ve temel analizlere dayanarak, piyasalarda oluşmuş fiyatların makul değerinin üzerinde veya altında olduğu tespit edilen enstrümanlarda kısa veya uzun pozisyon almayı içerir. Fon, kaldıraç kullanarak pozisyon büyüklüğünü artırmayı ve TL bazında mutlak getiri sağlamayı amaçlar.

Fon Bilgileri:

- Para Birimi: Türk Lirası (TRY)
- ISIN Kodu: TRYISTP00497
- Yönetim Ücreti: Yıllık %3,00 + BSMV
- Risk Derecesi: 6
- Eşik Değer: BIST-KYD 1 Aylık Mevduat TL Endeksi * 1,05

Fonun toplam değeri 2.113.132.842,43 TL olup, yatırımcı sayısı 6.850'dir.

Fon Yöneticileri:

- Tufan Deriner
- Tuncay Subaşı
- Ömer Doruk Ozaner
- Alper Ertekin
- Selim Kunter
- Gülden Köksal

Fonun risk derecesi 6 olarak belirlenmiştir.

Fonun performansı, yatırımcıların risk toleransına ve yatırım hedeflerine göre değerlendirilmelidir.
Türkiye’de doğum izni hakkı, işçinin kıdemine bakılmaksızın tüm kadın işçilere tanınır. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kadın işçiler doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta (112 gün) doğum izni hakkına sahiptir.

Eğer işçi erken doğum yapmazsa, hamileliğin 32. haftasında izne ayrılabilir. Doktor onayıyla doğum öncesi iznin bir kısmı doğum sonrasına aktarılabilir.

Bu izin, işçinin kıdemine veya iş yerindeki çalışma süresine bağlı değildir. Yani 1 günlük bir işçi de doğum izni hakkından yararlanabilir.

Ayrıca, doğum izninin ardından 6 aya kadar ücretsiz izin alma hakkı da vardır.
Gayrimenkul, Türkçede "taşınmaz mal" anlamına gelir ve bir yerden başka bir yere taşınamayan veya sabit olan varlıkları ifade eder. Gayrimenkul kavramı, genellikle aşağıdaki türdeki mülkleri kapsar:

Arsa: Üzerinde herhangi bir yapı bulunmayan, imar planlarına göre kullanıma açık olan toprak parçaları.

Konut: Ev, apartman dairesi, villa gibi insanların yaşadığı yerler.

Ticari Mülk: Ofis binaları, mağazalar, alışveriş merkezleri, oteller gibi ticari faaliyetler için kullanılan yapılar.

Endüstriyel Mülk: Fabrikalar, depolar, üretim tesisleri gibi endüstriyel faaliyetler için kullanılan alanlar.

Tarım Arazileri: Tarım ve hayvancılık faaliyetleri için kullanılan tarlalar, çiftlikler vb.

Gayrimenkul, hem kişisel kullanım hem de yatırım amacıyla satın alınabilir veya kiralanabilir. Ayrıca, gayrimenkulün değeri genellikle bulunduğu konuma, büyüklüğüne, kullanım amacına ve piyasa koşullarına bağlı olarak değişir. Gayrimenkul sektörü, ekonomik faaliyetlerin önemli bir parçasıdır ve birçok ülkede ekonomik büyümeyi destekler.
Temettü verimi, bir şirketin hisse senetlerinin yıllık temettü ödemesinin, o hisse senedinin piyasa fiyatına oranı olarak hesaplanır. Yatırımcılar, temettü verimini şirketin ne kadar kârlı olduğunu ve yatırımın sağladığı gelir potansiyelini görmek amacıyla kullanır.

Temettü verimi formülü şu şekildedir:

yıllık temettü ödemesi / hisse senedinin piyasa fiyatı x 100

Örneğin, bir şirketin hisse senedinin fiyatı 100 TL ve yıllık temettü ödemesi 5 TL ise, temettü verimi şu şekilde hesaplanır:

5 / 100 x 100 = % 5

Bu, yatırımcının hisse başına yılda %5 oranında temettü kazancı elde edeceğini gösterir. Temettü verimi, yatırımcılar için potansiyel bir gelir kaynağı olarak önemli bir göstergedir, ancak yüksek temettü verimi her zaman iyi bir yatırım anlamına gelmez, çünkü şirketin sürdürülebilirlik ve büyüme potansiyeli de dikkate alınmalıdır.
(Rent Multiplier)
Kira çarpanı, bir gayrimenkulün değerinin mantıklı olup olmadığını hızlıca ölçmenin basit bir yolu. Formül şu: mülkün satış fiyatını, yıllık kira gelirine bölüyorsunuz. Örneğin 1.000.000 TL’lik bir daire yılda 100.000 TL kira getiriyorsa, kira çarpanı 10 demektir yani kabaca yatırımınızı 10 yılda kirayla geri alıyorsunuz. Türkiye’de son yıllarda ev fiyatları kiralardan çok daha hızlı arttığı için kira çarpanları da ciddi şekilde yükseldi; bu da gayrimenkulün artık “yatırım” olarak eskisi kadar cazip olmadığının bir göstergesi bence.

Yeni dönemde piyasanın anormal fiyatlandırmaları yüzünden gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketleri ön plana çıkacak gibi görünüyor. Kira toplayan bu şirketlerin kira çarpanları normal bir evin kira çarpanının yarısından bile az olabiliyor. Temettü emekliliği hayali kuranlar için de iyi bir alternatif sunmuş oluyor.
Açığa satış (short selling), bir yatırımcının sahip olmadığı bir menkul kıymeti (örneğin hisse senedi, tahvil veya emtia) ödünç alarak piyasada satması ve daha sonra fiyatı düştüğünde daha ucuza geri alarak aradaki farkı kâr olarak elde etmesi işlemidir. Bu strateji, yatırımcıların piyasanın düşüşünden kâr elde etmek için kullandığı bir yöntemdir.

Açığa Satışın Adımları:
1. Ödünç Alma: Yatırımcı, açığa satış yapmak istediği menkul kıymeti bir aracı kurum veya başka bir yatırımcıdan ödünç alır.
2. Satış: Ödünç alınan menkul kıymet piyasada satılır ve satıştan elde edilen tutar yatırımcının hesabında kalır.
3. Fiyat Düşüşü Bekleme: Yatırımcı, menkul kıymetin fiyatının düşmesini bekler.
4. Geri Alma: Fiyat düştüğünde, yatırımcı aynı menkul kıymeti piyasadan daha düşük fiyata geri alır.
5. İade ve Kâr: Geri alınan menkul kıymet ödünç verene iade edilir. Satış fiyatı ile geri alma fiyatı arasındaki fark, yatırımcının kârını oluşturur.

Riskleri:
- Sınırsız Kayıp Riski: Menkul kıymetin fiyatı yükselirse, yatırımcının kaybı teorik olarak sınırsızdır çünkü fiyat ne kadar yükselirse, yatırımcı o kadar fazla kayıp yaşar.
- Ödünç Alma Maliyetleri: Ödünç alınan menkul kıymet için faiz veya komisyon ödemesi gerekebilir.
- Zorunlu Kapatma: Menkul kıymetin fiyatı beklenenin aksine hızla yükselirse, aracı kurum pozisyonu zorunlu olarak kapatabilir.

Avantajları:
- piyasa Düşüşünden Kâr: Piyasanın düşüş trendinde kâr elde etme imkanı sunar.
- Hedge (Korunma) Amaçlı Kullanım: Portföydeki diğer yatırımları korumak için kullanılabilir.

Açığa satış, yüksek risk taşıyan bir işlem olduğu için genellikle deneyimli yatırımcılar tarafından kullanılır. Ayrıca, bazı piyasalarda açığa satış işlemleri düzenlemelere tabi olabilir.
TÜSİAD, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği'nin kısaltmasıdır. Türkiye'nin önde gelen sanayici ve iş insanlarını bir araya getiren bir sivil toplum kuruluşudur. 1971 yılında kurulan TÜSİAD, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve politik gelişimine katkıda bulunmayı amaçlar. Dernek, özellikle serbest piyasa ekonomisi, demokratik değerler, sürdürülebilir kalkınma ve AB ile entegrasyon gibi konularda çalışmalar yürütür.

TÜSİAD, Türkiye'nin ekonomik politikalarını şekillendirmede etkili bir rol oynar ve iş dünyasının görüşlerini kamuoyuna ve karar alıcılara iletir. Ayrıca, araştırmalar, raporlar ve etkinlikler aracılığıyla Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapar.
LIBOR, Londra’daki büyük bankaların birbirlerine kısa vadeli borç verirken uyguladıkları faiz oranlarının ortalaması. Uzun yıllar dünya genelinde kredilerin, tahvillerin fiyatlandığı referans faiz oranıydı. Ancak manipülasyon skandalları sonrası LIBOR kademeli olarak kullanımdan kaldırılıyor ve yerini SOFR gibi alternatif referans oranlara bırakıyor. Eğer eski bir yabancı para kredi sözleşmeniz varsa, faizinizin hâlâ LIBOR’a bağlı olup olmadığını kontrol etmenizde fayda var çünkü bu geçiş süreci bazı sözleşmeleri doğrudan etkiliyor.
Papara, 2016’da kurulan, Türkiye’de dijital cüzdan ve ödeme hizmeti sunan bir fintech şirketi. Banka hesabına alternatif olarak kullanılabiliyor, özellikle genç kullanıcılar ve dijital ödemeye alışkın kesim arasında popüler. Ben kendi çevremde de sıkça karşılaşıyorum arkadaşlar arası hızlı para transferi, online alışverişte kart yerine kullanma gibi senaryolarda pratik bir çözüm sunuyor. Ama unutmayın, elektronik para kuruluşları banka değil; büyük tutarları uzun süre böyle hesaplarda tutmak yerine ihtiyaç kadar kullanmak daha akıllıca.
Vişne Madencilik Üretim Sanayi
Talep toplama 3-4-5 Şubat 2025
Fiyat 37,44₺

Şirket 23 Mart 1952 yılında İzmir’in Bergama ilçesinde kurucusu Nihat Mithat Öztüre tarafından başlanan kireç üretimini, 2010 yılında Öztüre Holding A.Ş. bünyesinde bulunan Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile devam etmektedir. Adana ili, Yüreğir ilçesi, Çelemli mahallesinde faaliyet gösteren Vişne Madencilik kireç fabrikamız kısa sürede artan kapasitesi ve 5 fırını ile günlük 1250 ton sönmemiş kireç üretecek duruma gelmiştir. Ayrıca 2013 tarihi itibariyle Çukurova Kireç Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirkete katılmıştır. 2021 yılında Kahramanmaraş ili, Pazarcık İlçesi, Akçakoyunlu mahallesinde kurulan şu an 4 fırınlı 1000 ton sönmemiş kireç üreten fabrikasıyla büyümeye devam etmektedir.

Şirketin toplam 250 çalışanı bulunmaktadır.

Katılım endeksine uygun

Halka açıklık oranı %20,51
İskonto oranı %20

Halka arz gelirlerinin kullanım alanları

%40-45 Hammadde hazırlama tesisi kurulumu
%20-25 Kredilerin kapatılması
%27-33 Kireç söndürme, öğütme ve paketleme hattı kurulumu
%3-7 Hidrolik kireç karışım hattı kurulumu

Dağıtılacak Lot Sayısı 24.000.000 lot

Dağıtım Oranları
%39,75 Yurtiçi Bireysel Yatırımcı
%10 Yüksek Başvurlu Yatırımcı (225.001 adet ve üzeri)
%25 Yurtiçi Kurumsal Yatırımcı
%25 Yurtdışı Kurumsal Yatırımcı
%0,25 Grup Çalışanları
Yüksek başvurulu yatırımcı tahsisat grubu, genellikle halka arz (IPO) ya da özel bir yatırım fırsatında başvuruda bulunan yatırımcıların, başvuru taleplerinin yüksek olduğu durumlarda yapılan bir tahsisat stratejisidir. Bu grup, yatırımcıların başvuruları arasında öncelikli olarak belirli kriterlere göre seçilen ve genellikle büyük miktarda yatırım yapmaya istekli olan yatırımcılara yönlendirilir. Amaç, sınırlı bir yatırım fırsatına daha fazla yatırımcıyı dahil edebilmek ve dağıtımın en verimli şekilde yapılmasını sağlamaktır.

Bu tür bir tahsisat genellikle yüksek profilli, kurumsal yatırımcılar ya da çok büyük miktarda yatırım yapmayı planlayan bireysel yatırımcılar için uygulanır. Başvurular arasındaki rekabet nedeniyle, bu tür bir grup oluşturulmuş olur ve daha küçük başvurular ya da daha az miktarda yatırım yapan bireyler bu tahsisattan faydalanamayabilir.

Bu gruptaki yatırımcılara genellikle daha avantajlı koşullar sunulabilir veya özel haklar tanınabilir.
12 Eylül 2017’de %50 Kalyon Enerji Yatırımları A.Ş. ve %50 Hanwha Q Cells Hong Kong Limited ortaklığında Hanwha Kalyon Güneş Teknolojileri Üretim A.Ş. unvanı ile kurulmuştur.

15 Eylül 2017’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu YEKA projesi kapsamında açılan ihalenin kazanılması üzerine Bakanlık ile YEKA sözleşmesi imzalanmıştır.

2022 yılında şirketin tüm hisseleri Kalyon Enerji Yatırımları A.Ş.'ye geçmiştir.

YEKA sözleşmesi kapsamında Ekim 2019’da fabrikanın Faz 1 inşaasına başlanmış ve Ağustos 2020’de Faz 1, Mayıs 2021’de Faz 2 ve Mart 2023’te Faz 3 üretim hattı tamamlanarak panel üretim kapasitesi 2.000 MW’a ulaşmıştır. Kalkınma Bankası tarafından düzenlenen fiyat tespit raporunda şirketin dünyadaki sayılı fotovoltaik panel fabrikası ve güneş enerji santrali yatırımlarını gerçekleştirildiği bilgisine yer verilmiştir.

Şirket ana faaliyet konusu hücre ve panel üretimidir. Bununla birlikte Şanlıurfa Viranşehir Gölcük mevkiinde şirket öztüketimini karşılamak amacıyla 157 MW kapasiteli GES projesi devam etmektedir. 2025 sonunda tamamlanması beklenen GES ile şirket elektrik tüketim maliyetinin ortadan kaldırılması planlanmakta olup şirketin ilave satılabilir elektrik üretim kapasitesi sağlanacaktır.

Fabrikada yüksek teknoloji otomasyon sistemleriyle yüksek saflıkta hammaddeden (polisilisyum) başlayan üretim süreci nihai ürüne gelene kadar yazılım ve takip sistemleri ile izlenmektedir. Bu sayede ürünün künyesine gömülü veriler ürün özelinde garanti süresi boyunca saklanabilmekte ve izlenebilmektedir.

Şirket Türkiye’nin ilk ingot ve wafer üreticisi olup aynı zamanda Avrupa’nın M10 ingot üreticileri arasında yer almaktadır.

Şirket ilk ihracatını 2023 yılında ABD’ye 25,5 MW olarak gerçekleştirmiştir. Güncel dönemde satışların %97,75’i yurtiçi, %2,25’i yurtdışına gerçekleştirilmiştir.

ABD, Belçika, Japonya gibi ülkelerde müşteri portföyüne sahip olan şirket aynı zamanda Türkiye’deki panel üretim aşamalarının tamamını tek çatı altında gerçekleştirebilen dikey entegre üretim tesisi olması açısından bu alanda kalifiye işçi yetiştirmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan işbirliği protokolü ile teknik meslek lisesi öğrencileri pratik eğitimlerini fabrikada tamamlamaktadır.

Güncel dönem itibariyle şirkette 1358 personel istihdam edilmekte olup bunun 242’si beyaz yaka, 1116’sı mavi yakalıdır.

Şirketin mevcut ortaklık yapısı %100 Kalyon Teknoloji Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. şeklindedir. Halka arz sonrası halka açıklık oranı %10,99 olacaktır.

Gelelim finansal detaylara;

2024/09 mali verilerine göre şirketin 9.65 Milyar TL özkaynağı 8.04 Milyar TL yabancı kaynağı bulunmaktadır. Şirketin aktif yapısı yaklaşık %37 dönen varlık ve %53 duran varlıklardan oluşmaktadır.

Tüm kaynaklar %41 özkaynak, %59 yabancı kaynaklardan oluşmaktadır.

Şirket dönen varlıkları yılbaşına göre %77.09, duran varlıkları %19.18 artış göstermiştir. Şirket özkaynakları da bu dönemde %20.02 artış göstermiştir.

Şirket net finansal borcu %65.65 oranında yükselerek 3.89 Milyar TL artmış ve 5.93 Milyar TL’den 9.83 Milyar TL seviyesine gelmiştir.

Şirket satışları önceki yılın aynı dönemine göre %13.95 azalmış, brüt karı %95.77, esas faaliyet karı %139.79 ve net karı %118.23 artmıştır.

2024/09 döneminde şirket brüt kar marjı %23,48 ve faaliyet kar marjı %24 ve net kar marjı %3,57 olarak gerçekleşmiştir. Brüt kar marjı önceki yılın aynı dönemine göre 13.16 puan, faaliyet kar marjı 8.61 puan ve net kar marjı 2.16 puan artmıştır.

Şirket özkaynak karlılığı 2023 yılında %33.98 iken 2024/09 döneminde %1.73 seviyesindedir.

Şirket özkaynakları 9,65 Milyar TL seviyesinde olup halka arz sonrasında yaklaşık 13 Milyar TL’ye yükselecektir.

2023 yılında 7.28 TL hisse başı kar üreten firma 2024/09 döneminde 0.44 TL hisse başı kara ulaşmış durumdadır.

Şirket halka arzdan 2.448.607.981 TL net gelir elde edecektir. Şirket elde edeceği gelirleri;

- %25 Yatırım Harcamaları
- %45 İşletme Sermayesi
- %30 Kredi Geri Ödemesi amacıyla kullanacaktır.

10,23 F/K ve 2,99 PD/DD çarpanları ile halka arz olacak #klypv arz büyüklüğü 3.257.325.122 TL’dir.

Fiyat tespit raporuna göre 1 adet pay değeri 87.91 TL olarak belirlenmiş olup %20 iskonto edilerek 70.30 TL pay değeri takdir edilmiştir.

Halka arz bireysele eşit dağıtım yöntemi ile gerçekleştirilecektir. 5.001 adet ve üzeri başvuru yapan yatırımcılar yüksek başvurulu yatırımcı tahsisat grubunda olacaktır.

x:solakoglu
Endea (eski adıyla Enda Enerji), 1993’te İzmir’de kurulmuş, yenilenebilir enerji üretimi ve dağıtımı yapan bir şirket. 100’e yakın Egeli sanayici ve iş insanının ortaklığıyla kurulmuş olması, şirketin köklerinin bölgesel sermayeye dayandığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji sektöründeki şirketleri takip edenler için bilmekte fayda var ama, herhangi bir hisseye yatırım yapmadan önce güncel finansallarına ayrıca bakmanızı öneririm burada anlatılan geçmiş, gelecekteki performansın garantisi değil.
Sansür, bilgi, ifade veya medya içeriğinin devlet, kurum veya otoriteler tarafından kontrol edilmesi, sınırlandırılması veya engellenmesidir. Bu, siyasi, dini, ahlaki veya toplumsal nedenlerle yapılabilir. Sansür, genellikle haberler, sanat eserleri, kitaplar, filmler, internet içerikleri ve diğer iletişim araçları üzerinde uygulanır.

Sansürün Ülkeye ve Ekonomisine Olumsuz Etkileri:
Bilgiye Erişim Engeli:

Sansür, vatandaşların bilgiye erişimini kısıtlar. Bu, bireylerin doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasını engelleyerek karar alma süreçlerini olumsuz etkiler.

Eğitim ve araştırma faaliyetleri zarar görür, çünkü akademik özgürlük ve bilgi paylaşımı kısıtlanır.

İfade Özgürlüğünün Kısıtlanması:

Sansür, ifade özgürlüğünü sınırlayarak demokratik toplumların temel değerlerini zedeler. Bu, bireylerin düşüncelerini özgürce ifade etmesini engeller ve toplumsal katılımı azaltır.

Sanatçılar, yazarlar ve gazeteciler kendilerini ifade etmekte zorlanır, bu da kültürel ve entelektüel gelişimi engeller.

Ekonomik Kayıplar:

Sansür, medya ve eğlence sektörlerinde yaratıcılığı ve yeniliği baskılayabilir. Bu, bu sektörlerdeki büyümeyi engeller ve istihdam kayıplarına neden olabilir.

İnternet sansürü, dijital ekonomiye zarar verir. Özellikle teknoloji ve bilgi tabanlı sektörlerde yatırımlar azalır, çünkü şirketler sansür nedeniyle faaliyetlerini sınırlandırmak zorunda kalabilir.

Uluslararası İlişkiler ve Yatırımlar:

Sansür, ülkenin uluslararası imajını zedeler. Demokrasi ve insan hakları standartlarının düşük olarak algılanması, yabancı yatırımcıların ülkeye olan güvenini azaltır.

Uluslararası ticaret ve iş birliği anlaşmaları olumsuz etkilenebilir, çünkü sansür uygulayan ülkeler genellikle demokratik ve şeffaf olmayan yönetimlerle ilişkilendirilir.

Toplumsal Güvensizlik:

Sansür, toplumda güvensizlik ve korku yaratabilir. İnsanlar doğru bilgiye ulaşamadıklarında, dedikodu ve yanlış bilgiler yayılabilir, bu da toplumsal huzursuzluğa neden olabilir.

Sansür, toplumun devlete olan güvenini zayıflatır ve sosyal uyumu bozabilir.

İnovasyon ve Rekabet Eksikliği:

Sansür, yenilikçi fikirlerin ve teknolojilerin gelişmesini engeller. Bilgiye erişim kısıtlandığında, araştırma ve geliştirme faaliyetleri zarar görür.

Rekabetçi bir piyasa ortamı oluşmaz, çünkü şirketler sansür nedeniyle yeni fikirler ve ürünler geliştirmekte zorlanır.

Sonuç:
Sansür, bir ülkenin demokratik gelişimini, ekonomik büyümesini ve toplumsal refahını olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur. Bilgiye erişim özgürlüğü ve ifade özgürlüğü, modern toplumların temel taşlarıdır ve bu özgürlüklerin kısıtlanması, uzun vadede ülkenin gelişimini engelleyebilir.
Pareto verimliliği, optimum pareto veya pareto optimumu toplumdaki üretici, tüketici ve faktör sahiplerinden birinin durumunu kötüleştirmeden bunlardan bir başkasınınkinin durumunu iyileştirmenin mümkün olmadığı kaynak tahsisi durumu. Yani toplumdaki bireylerden en az birinin refahını azaltmadan diğer birinin refahını artırma imkânı yoksa o toplumun refahı optimumdur. Pareto optimumunun gerçekleşmesi için hem üretimde hem de tüketimde etkinlik sağlanmalıdır. Kanun, İsviçre-İtalyan soyundan gelmiş bir iktisatçı ve sosyal bilimci olan Vilfredo Pareto'nun (1848-1923) adıyla anılır.

Pareto etkinliğin üç unsuru vardır:

Üretimde etkinlik
Tüketimde etkinlik
Üretimde ve tüketimde eşzamanlı etkinlik
Pareto etkinliğinde üretilen mal ve hizmetlerin toplumdaki kişiler arasında etkin dağılımına ve üretim faktörlerinin, çeşitli mal ve hizmetlerin dağılımını nasıl yaptığına bakılır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında (1923-1938) devlet, Osmanlı’dan devraldığı dışa bağımlı, borçlu ve tarıma dayalı ekonomiyi dönüştürmek için “yerli malı” politikasını benimsedi. Amaç basit ama iddialıydı: kendi sanayimizi kurup kendi ürettiğimizi tüket, dışarıya bağımlılığı azalt. Bu dönemde kurulan devlet fabrikaları, teşvik edilen yerli üretim kampanyaları hep bu vizyonun parçasıydı. Bugünden bakınca ilginç olan şu aradan bir asır geçmesine rağmen “yerli üretim, dışa bağımlılığı azaltma” tartışması hâlâ güncelliğini koruyor, sanki tarih kendini tekrar ediyor.

Güncel dönemde bu konu birazda suistimal ediliyor. İç piyasayı ve üreticiyi korumak amacıyla haddinden fazla ithal ürünlere vergi uygulanıyor. Bu hem yerli üreticiyi tembelliğe itiyor hemde vatandaşların kaliteli ve ucuz mala erişimini engelliyor.
Arbitraj fonu, finansal piyasalarda farklı fiyatlandırmalardan yararlanarak kar elde etmeyi amaçlayan bir yatırım fonudur. Bu tür fonlar, aynı varlıkların ya da finansal araçların farklı piyasalarda veya farklı zaman dilimlerinde farklı fiyatlara sahip olmasından yararlanır. Arbitraj fırsatları genellikle kısa vadeli fırsatlar olup, fonlar bu fırsatları tespit edip hızlıca işlem yaparak kar elde etmeyi hedefler.

Örnek olarak, bir hisse senedi ya da döviz çiftinin bir borsada düşük, diğer bir borsada ise yüksek fiyatla işlem görmesi durumunda, arbitraj fonu düşük fiyatla alım yapıp yüksek fiyatla satış yaparak kar sağlar. Bu süreç, yatırımcıların risklerini minimum seviyede tutarak kar elde etmelerini sağlamayı amaçlar, ancak genellikle işlem hızının yüksek olduğu ve likiditenin önemli olduğu piyasalarda başarılı olabilir.

güncel olarak stopaj oranı % 0 olduğu için yatırımcılar için avantaj sunuyor.